4 Nisan 2010 Pazar

Ezik

Ezik Alm. Quetschung (f), Fr. Contusion (f), İng. Bruise. Bir darbe veya sıkışma sonucunda deride meydana gelen hasar. Derin dokularda meydana gelen ezilme. İnsanın derisi bir yere sıkışınca, ezilince, oraya kan toplanır. Morarır, sızlar, çok acır. Buna ezik veya contusion denir. Bazı insanlarda ezik sonucu morarmalar, daha kolay meydana gelir. Eziklerdeki şişme ve morarmanın sebebi tahrip olan damarlardan doku arasına kaçan kandır.

Belirtileri: Ezikte ciltte renk değişikliği olur. Ezik önce kırmızı-pembeyken, sonra mavi yeşil-sarı renge dönüşür. Şişme olur. Ağrılı veya ağrısız olabilir. Eğer ezik kemiğin hemen üstünde ise daha fazla rahatsızlık verir. Kan geri emildikçe ezik solar. Eziğin iyileşme süresi büyüklüğüne göre değişir. Doku arasındaki olan kanama yerçekimi ile aşağıya doğru hareket eder. Kaşa yapılan bir darbe bu şekilde göz etrafında morarma yapabilir. Bazı kan hastalıklarında darbe olmamasına rağmen sık morarma olur. Yaşlılarda da cilt elastikiyetini kaybettiği için damarlar kolay kanar. El ve ayak sırtındaki ezikler geç iyileşir. Çünkü buralardaki kanamaların geri emilimi uzun sürer.

Bir ezik, kesik ve çizik sonucu dışarı açılırsa mikrop kapabilir.sağlıkdurumunuz bozulur.Dolaşımın zayıf olduğu ayak ve ayak bileği çevresinde bu durum tehlikelidir. Yaşlılarda iyileşmeyen müzmin bacak ülserlerine sebeb olabilir.

Tedavisi: Yaralanmadan hemen sonra uygulanan buz paketi morarmayı azaltır. Eziğe, morarma meydana geldikten sonra yapılacak fazla bir şey yoktur. Bir ezikle karşılaşıldığında başka bir harabiyet, kırık olup olmadığı araştırılır. Doku arası kanamayı önlemek için yaralanan bölge desteklenir. Şişi azaltmak için eziğe bir buz paketi veya soğuk kompres (tazyik) uygulanır. Gerekiyorsa kompres esnek bir bandajla eziğin üstüne tesbit edilir. Ezik olan bir kol boyun askısıyla desteklenebilir. Ezik bölge bacakta ise hastanın yatırılıp bacağın yastık vasıtası ile yukarı kaldırılması faydalıdır. Ezik gövdede ise baş ve omuzların aşağısına yastık konarak gövde kaldırılır.

Ağrı fazla ise, hareket kısıtlılığı varsa, morarma, darbe olmadan kendiliğinden oluşmuşsa, doktora müracaat edilmelidir. Kurşun suyu veya (Eau de Goulard) denilen süt gibi beyaz, bulanık su eziğe çok iyi gelir. Eczanelerde satılan bu su, gazlı bez üstüne dökülür ve morarmış yer üstüne konur. Ağrı, sızı çok kısa zamanda kaybolur. Kurşun suyu yok ise, bir gazbezi üzerine Lasonil ismindeki merhem sürülerek deri üzerine konur. Sargı bezi ile üzeri bağlanır. Deri yırtılmış, kan çıkmış ise kurşun suyu sürülmez. Yara oksijenli su ile yıkanıp temizlendikten sonra merhem sürülüp sarılır.

Suni Solunum ve Kalp Masajı

Suni Solunum ve Kalp Masajı Kendi kendine solunumun olmadığı durumlarda, akciğerlerin havalandırılmasını sağlamak ve durmuş olan kalbi yeniden çalıştırmak için yapılan işlemler.sağlık sorunu oldugunda yapılabılınır. Boğulma, asılma, elektrik çarpması, karbon monoksit zehirlenmesi gibi hallerde ve genel olarak zahiri ölüm halindeki insanlarda, özellikle nefes alamayan bebeklerde, mümkün olduğu kadar çabuk tatbik edilmelidir. Bütün vakalarda önce üst solunum yollarını tıkayan engeller ortadan kaldırılmalıdır. Boğulma halinde ağızdaki suyu ve salgıları boşaltmak; asılma halinde ipi kesmek; elektrik çarpmasında akımı kesmek; gazla boğulma hallerinde hastayı temiz havaya çıkarmak gereklidir.

Bu tedbirler alındıktan hemen sonra, normal solunum geri gelinceye veya bir cihazla, sun'i solunuma başlayıncaya kadar ağızdan ağıza, ağızdan buruna veya elle sun'i solunum yaptırma manevralarından biri uygulanır. Sun'i solunumun zamanında başlatılması çok önemlidir. Çünkü beyin hücreleri oksijensizliğe 4-5 dakikadan fazla tahammül edemezler.

Ağızdan ağıza solunum metodu: Hasta sırt üstü dümdüz yatırılır. Baş iyice arkaya doğru gerdirilir ve bir elle iyice arkaya doğru bastırılır, burun tıkanır. Sonra ağız açılır, ağız boşluğu temizlendikten sonra, alt çene öne doğru çekilir, dil bir bezle altçene dişlerinin üstüne doğru bastırılıp hareketsiz tutulur. Dudaklar hastanın ağzına yapıştırılır. Dakikada 12-16 defa olacak şekilde üflenir. Bu üflemelerde hastanın göğsü genişlemelidir. Çocuklarda üfleme ritmi daha fazla olmalıdır. Kurtarıcı ağzını ayırıp çeker, hastanın göğüs kafesi küçülür ve böylece hasta kendiliğinden nefes vermiş olur.

Ağızdan ağıza solunum baş enseye doğru gerdirilmek şartıyla (yolda kaza geçiren veya yıkıntı altında kalan kimseler vs.) oturma durumunda da uygulanabilir.

Ağızdan buruna solunum metodu: Yukarıdakine benzer bir usuldür. Üfleme, ağız kapatılarak burun yoluyla yapılır.

Küçük çocuklarda aynı anda hem ağızdan hem de burundan üflenebilir.

Bu usuller herkes tarafından her yerde ve her durumda uygulanabilir. Kurtarıcı çok çabuk yorulacağından nöbetleşe kurtarıcı değiştirmek gerekir.

Elle yapılan manevralar: Hastanın göğüs kafesini, nefes alma ve verme hareketlerine benzer ritmik hareketlerle bastırmak ve genişletmek esasına dayanır. Göğüs kafesi esnek olduğundan üzerine basılınca nefes zorla dışarı çıkar, baskı kalkınca göğüs genişler, eski haline gelir ve tekrar nefes alınır. Bu sırada kollara yaptırılan hareketlerle nefes alma kolaylaştırılabilir.

Schaefer metodu: Yüzü koyun yatan hastaya uygulanır. Kurtarıcı bel hizasında ata biner gibi hastanın üzerine çıkar, el ayalarıyla göğüs kafesi üzerine bütün ağırlığıyla basar ve nefes vermeyi sağlar, baskı kalkınca göğüs kafesinin esnekliği sayesinde, nefes alma meydana gelir. Bu metodda ağzın boşalması kolaylaşır. Ancak solunum yetersiz kalabilir.

Nielson-Hederer metodu: En üstün tekniktir. Ancak iki kurtarıcı gerekir. Hasta yüzükoyun yatırılır, kollar bükülür, baş eller üzerine yerleştirilir. Kurtarıcılardan biri Schaefer metodunda olduğu gibi, nefes vermeyi sağlarken ikinci göğsü yerden hafifçe kaldıracak şekilde dirsekleri bükerek nefes almayı sağlar. Eğer kurtarıcı tekse hastanın başucuna oturur ve iki zamanlı hareketi şöyle ayarlar: Nefes alma yukarıdaki gibidir, nefes verme ise dirsekler yere bırakıldıktan sonra, kürek kemiklerine bastırılarak sağlanır. Bu usul oldukça yorucudur. Suni solunumu 15-20 dakika hatta bir saat veya daha fazla uzatmak gerekebilir. Çünkü kendi kendine solunum başlayıp tekrar durabilir.

Elle çalışır respiratörlerle sun'i solunum: Bir maskesi, bir konnektörü, bir kapağı ve bir balonu vardır. Bu şekilde olanlara Ambu respiratörü denir. Maske hastaya uygulandıktan sonra, balonun ritmik olarak sıkılması ile balondaki hava hastanın akciğerlerine geçer. Ambu'ya oksijen de katılabilir.

Otomatik respiratörlerle sun'i solunum: Bu amaçla kullanılan respiratörler özelliklerine göre başlıca iki gruba ayrılırlar:

1. Volümetrik respiratörler: Örnek olarak Spiromat'ı gösterebiliriz. Hiç solunumu olmayanlarda kontrollü solunumu sağlar. Buna karşılık yardımcı solunumda, hastanın solunumuna adaptasyonda zorluklar vardır. Volümetrik respiratörler, yüksek kapasitelidir. Elektrikle çalışırlar, oksijen oranı solunum hacmi, adedi, soluk alma-verme basınçları ve aralarındaki oran direkt ayarlanır.

2. Manometrik respiratörler: Örnek; Bird ve Bennet'tir. Oksijen veya havayla çalışır. Yardımcı solunuma da kolayca uyarlar. Kullanılmaları kolaydır. Fakat özellikle çok şişmanlarda volümetrik respiratörler kadar etkili değildirler.

Kalp masajı: Kalbi durmuş olan şahıslara en geç 5 dakika içinde kalp masajına başlanmalıdır. Daha geç kalındığı takdirde, kalp yeniden çalıştırılırsa bile, şahıs bitkisel hayata girecektir. Zira, beyindeki sinir hücreleri kansızlığa 4-5 dakikadan fazla dayanamazlar.

Kalbi duran şahsın, derhal şuuru kaybolur ve yere yıkılır. Fakat her şuuru kapalı veya baygın şahsın kalbi durmuş demek değildir. Şuuru kapalı bir halde yatan şahsın kalbinin çalışıp çalışmadığını anlamak için, önce nabzına bakılır, nabız alınamıyorsa göğsün üzerinden kalp kontrol edilir, çalıştığına dair bir alamet yoksa, derhal kalp masajına geçilir.

İki türlü kalp masajı vardır: Açık masaj ve kapalı masaj. Pratikte uygulanan kapalı kalp masajıdır. Açık kalp masajı, elle direkt olarak kalbin sıkıştırılması suretiyle yapılır ki bu da ancak ameliyatlar esnasında mümkün olabilir veya kapalı kalp masajında bir netice alınamazsa ve başka imkan da yoksa, göğüs kafesinin kırılması suretiyle kalbe açık masaj yapılabilir.

Kapalı kalp masajı: Etkili bir sun'i solunum sağlanır sağlanmaz, etkili bir kalp masajına başlanmalıdır. Etkili bir kapalı kalp masajı için hastanın sert bir yere yatırılması çok mühimdir. Eğer hasta yatakta yatıyorsa, yatağın altına tahta vs. gibi sert bir şey konulmalıdır. Kalp masajını yapacak şahıs hastanın sağına geçer, hafifçe hastanın üzerine eğilir. Dirseklerini kırmadan sol elinin ayasını göğüs kemiğinin (= sternumun) 1/3 alt bölümüne yerleştirir. Bu elini artık hiç yerinden oynatmayacaktır. Sağ elini de sol elinin üzerine koyar. Omuzlarından kuvvet alarak göğüs kemiğini 3-5 cm içeri itecek şekilde kuvvetle bastırır, yarım saniye bu vaziyette bekler, sonra sağ elini gevşetir. Bu işleri ritmik olarak dakikada 60-70 kere tekrarlar. Etkili kalp masajı sırasında normal kan akımının 1/3'ü yaklaşık 30-50 mm cıva basıncıyla çevreye gönderilebilir. Kendine getirme işini bir kişi tek başına yapıyorsa, arka arkaya 5 kalp masajı yaptıktan sonra, sun'i solunum yapar ve aynı işi bu şekilde devam ettirir. Kendine getirmeyi iki kişi yapıyorsa, yine her bir sun'i solunuma karşılık 5 kalp masajı yapılmalıdır. Kapalı kalp masajına hiçbir sebeple 5 saniyeden fazla ara verilmemelidir.

Kapalı kalp masajının bazı komplikasyonları olabilir: Göğüs kemiği kırığı, kaburga kırıkları pnömütoraks (göğse hava kaçması), hemotoraks (akciğerleri örten iki tabakalı göğüs zarlarının arasında hava ve kan toplanması), aort damarı yırtılması, dalak ve karaciğer yırtılması gibi. Bunlara mani olmak için, elin göğüs kemiğindeki yerinden daha aşağıda olan ksifoid (göğüs kemiğinin hançer şeklindeki alt ucu) üzerine kaymamasına özellikle dikkat edilmelidir. Ayrıca göğüs kemiğinin alt ucuna veya kaburgalar üzerine basınç tatbik edilmemelidir. Tatbik edilen basınç çok ani ve çok şiddetli olmamalıdır. Göğüs ve karın üzerine aynı zamanda basınç yapılmamalıdır: Sun'i solunum esnasında kapalı kalp masajına ara verilmelidir.

Sun'i solunum ve kapalı kalp masajıyla femoral (uyluk) veya karotis (boyun) atardamarında nabzın alınması, göz bebeklerinin küçülmesi, morarmanın gerilemesi ve normal solunumun geri dönmesi temel hayat desteğinin başarıyla yapıldığının önemli bulgularıdır. Bu şekilde temel hayat desteğini devam ettirirken, bir yandan da ileri hayat desteğinin teminine geçilmelidir. Bu da mutlaka hastane şartlarında olmalıdır.


DİKKAT: Suni solunum ve kalp masajı sadece yeterli donamıma sahip sağlık personeli ve bununla ilgili eğitim almış kimseler tarafından yapılmalıdır. Bu konuda eğitim almadıkça kimseye müdahale etmeyiniz, en kısa sürede 112 Acil hattını arayınız.

Toksit bakteriyel besin zehirlenmesi

Bakteriyrel besin zehirlenmesi bağırsağa bulaşmasıyla başlar. (bölüm 2) . bunun sebebi besinlerde üretilen toksinlerin önceden bağırsağa nifız etmesidir

Bu bölümde toksin üretmekten sorumlu organizmaları örneğin staphylococcus aureus, clostridium botulinum, bacillus cereus ve diğer bağırsağa etki eden toksinleri mesela clostridium prefingens, B. cereus (ishal), enterogenic Esherichia coli (ETEC), ve enterohaemorrhagic Eschericha Coli (EHEC.

Shigella,pleisiomonas ve aeromonas gibi arasırada olasa besin zehirlenmesiyle birleşerek toıksin üreten ve bölüm 4'te tartışacağımız diğer bahkteriler.

3.1 STAPHYLOCOCCUS AUREUS

3.1.1 Patogenesis
Besinle taşınan toksinlerin bakteriler tarasından bağırsağa salgılanmasıuyla Staphylococcal besin zehirlenmesi olur.Bunlar Staphylococcal entoksin ve 8 serolojik ayrı tür(A,B,C1,C2,C3,D,E ve F)bunlarda uzun zamandan beridir belirlenmişti.Entertoksin F toksinlerin şok toksin sendromlarının biyokimyasını gösterir.Toksit şok sendrom toksin1(TSST-1) aybaşı boyunca kullanılan tamponlarlaçok sık işbirliği yaparak toksin şok sendromunu üretir.
Öncül patogenesis deneyimler bize Staphylococcal besin zehirlenmesinin cholera toksin gibi klasik bir entertoksin olmadığını göstermiştir.Ta ik bağırsak salgısıyla direk rol oynadığını bilene kadar.Toksinlerin hareketleri bağırsakta etkili olmasına rağmen stimulus kusma merkezine etki ederek beyin yoluyla vagus nörüne ve neurotoksinlere ulaşır.

Besindeki bakterinin aktif büyümesi devam ettikçe toksin üretimi devam eder ve bu depolama denilen olay sık devam eder.Her toksin tek başına bir polypeptide zinciridir ki bu zincir 30 dakikanın özerindeki kaynamalara karşı birçok proteoytik enzimleri korur.Ama yinede bu sebzesel salgılar bazı durumlarda hayatta kalamazlar.Örneğin eğer toksin besinin içerisinde üreyebilirse pişirilme işleminden sonra bakteri ölse bile toksin faaliyetlerini eksiksiz sürdürebilir.Entertoksin türlerinden en çok tellaffuz edeleni(besin zehirlenmesinde)Staphylococcal entertoksin A(deniz) ki bu entertoksin yaklaşık %75'ini kapsar organızmada SED de besin zehirlenmesinin 2. en önemli nedenidir.Öncül çalışmalar entertoksin türlerindeki bir birlikteliği besinler ve staphylococci(ör. insan derisi)'ni kaynak göstermiştir.Her ne kadar birçok bulgu bu entertoksin üretildiğine dair SEA dan daha fazlaysa da kliniksel kanıtlar çok daha doğru orijinal düşüncelerden.Genellikle,yaklaşık olarak %15-20'si staph. areusinsan vücuduna entertoksin olarak bulunur;bu da bize besin-ellemenin bulaşmaktaki önemini gösterir.

3.1.2 Kliniksel Makaleler ve Tahminler

Bu tür besin zehirlenmeleri karakteristik bulantı,kusma,karın ağrısı ve halsızlıktır çok sık olarak ishal görülür ama az olarak görünmeyebilir.Zehirli besinin alınmasından yaklaşık olarak 1 ile 6 saat sonra kendisini gösterir.Ama bir çok hasta genelde 24 saat içerisinde tamamen toparlanır.

Spesifik bir terapinin olmaması ve organizmanın yavaşlaması bize semptomların ciddi şekilde yeterli olduğunu ve %10'un üstünde vakalar dışında hastahaneye gerek olmadığını gösterir.

3.1.3 Vaka ve epidemiology (Salgın Hastalık)

Birleşik Amerika'daki ikinci en sık rastlanan besin zehirlenmesi vakası ve tutanaklara göre Macaristan'da.İki ülkede de beslenme alışkanlıkları aynı gibi ve tabii ki salgın oranı da öyle.Bilinen yemeklerle ve birçok besin aracılığı ile Birleşik Devletler'deki hastalığın salgın olduğu öne sürülüyor.Grafikler gösteriyor ki staph.aureus besin zehirlenmesine İngiltere ve Japonya'da çok az rastlanılıyor.Her ne kadar bu oranların kaydedilmesi zor olsa da görüntü bu.
Staph.aureus genellikle besinlere insan tarafından taşınıyor;yani bu insan eliyle veya çapraz contamination denilen(kaşık,bıçak,kürdan,cam,düğme)gibi durumlarda oluyor.Özellikle inek ve sığırlarda alınan günlük ürünlerde enfeksiyon bulaşabilir,%25 ile %50 oranında staph.aureus insanlardan besinlere bulaştırılıyor maaleseef birçok burkulma,yara,bere besin zehirlenmesine neden oluyor.3 gruba bağlı olarak ve bu nedenle de hastalığın ortaya çıkması çok kolay olabiliyor.

Staphylococcilnip(Bölüm 2.1)phage türleri epidemiolojinin araçları olarak,besin zehirlenmesinin salgınının belirlenmesinde uzun yıllar kullanılıyor.Besin zehirlenmesinin staphylococcal ile ortaklığı kontrol edildiğinde entertoksin üretimi ve bunun izole edilmesinin mümkün olunabildiği anlaşılmıştır.Yine de her zaman entertoksin üretiminin tek başına kaynak olmadığı da görülmüştür;ve bu durumlarda da phage türünün kombinasyonu,karakteristik entertoksin üretimi çok önemlidir.

Genus Staphylococcus pıhtılaşma testi üzerinde geleneksel olarak olarak 2 gruba ayrılıyor .geniş ana besin zehirlenmesi staph.aureus(Pozitif pıhtılaşma)iken diğer geriye kalanın ise negatif pıhtılaşma şeklinde olduğu kaydedilmiştir. Negatif pıhtılaşmanın olduğu Staphylococci bir kenara atılmamalı eğer özellikle besinde çok sayıda bulunduğu hallerde;ama staph.epidermidis normal deri ve hijyenin az olduğu yerlerin bize hatırlatıyor.Dahası organızmada entertoksin üretime zayıf çalışıyor.

Son zamanlarda 2 yeni tür staph.intermedius ve staph.hyicus ki bunlar pıhtılaşma ve DNase de pozitif çıkarlar ve entertoksin taşırlar.Yinede şu anda bu besin zehirlenmelerinin önemi bilinmiyor.

3.1.4Ekoloji ve Besin Maddeleri

Staph.Aureus deri üzerinde bulunan ve insanlara burun yolu ile de geçebilen ana patogendir.Bu organizmalar havada,sütün içinde ve pis su(lağımda)görülebilir.
Bu çeşit besin zehirlenmesi daha çok pişmiş yemeklerin soğuk yenmesinden,örneğin yumurta ve et,hazırlanmış olan krema ve diğer günlük besinlerden(tablo 3.5)bulaşır.Pişmiş yiyeceklerde az sayıda entertoksin bulunur.

3.1.5 Kontrol

Staph.aureaus besin zehirlenmesinin kontrolündeki ana problem insanlara elle geçecek kadar kolay oluşundan ve yüksek oranda insanda üremelerinden kaynaklanır.İdeal olarak besin ellenir ellenmez pişirilmelidir.Bu bakterilerin çoğalmadan yok edilmesi olarak da nitelendirilebilinir.Besinler gerekli sıcaklıkta korunmalı ve normal pişirmeyle yok edilebilmeli.Açıkçası besinlerin her zaman ellernir ellenmez pişirilmesi münkün değildir.Ek olarak soğuk yenen yiyecekler dokunulduktan sonra yeseler bile bazen artıp saklanırlar.Dokunmaya minimize etmek pişirmeden ve servis ederken bunu sağlamak lazım.

3.2 Clostoridium Botulinum

Clşostridialar gram-pozitif anaerobik,endospore-forming bacilllidirler

3.2.1 Pathogenesis

Botulism botulinum toksinlerinin üretilmesiyle oluşur bunlar protein aceous neurotoksinleridir ve çok kuvvetli doğal zehir olarak protein aceous neurotoksinleridir ve çok kuvvetli doğal zehir olarak bilinirler.Klinik testleri ve hayvanlar üzerinde yapılan testlerde bunların öldürücü derecede toksin üretebildikleri anlaşılmıştır(0.1 ve 1.0 Mg).Bilinen 7 çeşit botulinum toksinine rağmen A,B ve E çok seyrek olarak da F ve G insanlar üzerinde etkilidir.Önce toksinler hızla çoğalır vücuda yayıldıktan sonra 24 saat içerisinde ölüm vakalarına rastlanmıştır.

Besin kaynaklı botulism çevreden buluşan sporlarla olur.Bunlar pişirme ve korumayla öldürülemezler ve uygun koşullarda hemen çoğalmaya başlarlar ve toksin üretmeye başlaralar.Maaleseef ki 80'C'de 10 dakika ısıtılsa bile bunlar yaşayabilirler.Düşük sıcaklıkda da çoğalamazlar veya düşük pH değerinde 4'C ve pH 4 değerinde çoğalırlar.

3.2.2 Kliniksel Bulgular

Botulismin belirtileri 12 ve 36 saat arasında kendini gösterir.Bu süre bazan 8 gün olabilir bu durum toksinin dozajına göre değisir ,kaslarda zayıflık başgösterir.Ama mide buluntası,kusma ve ishal da olabilir ama her zaman değil.asphyxiationların olmaya başlaması solunum problemine yol açar.
Bilinen diğer 2 botulism türü ise yara botulism ve çocuk botulismi.Yara botulismi neurointoxinationa bağlı olarak yaradı filizleniyor.Çocuk botulismi ise yeni keşfedilen bir botulism türü.Bu türde sporlar kişide filizleniyor ve kişiye nüfus ederek vivo denilen toksin salgılıyor.Son zamanlarda bir çok ergin insanda da bu vakaya rastlandı.

3.2.5 Ekoloji ve Besin Maddeleri
İnsanlara ve hayvanlara nüfuz edebilen bu hastalık toprak ve çamurla sebzelerde buluşarak geçebilir.Anaerobik koşullara ayak uydurabilir hatta 2 saat kaynar suda bile sporlar ölmez sadece yoğun bir basınçla öldürebilir.Sporlar eğer yokedilmemişse sebzesel salgılardan giriş yapıp filizlenebilir toksinlerini de yaymaya başlarlar.

Geleneksel olarak botulism evde saklanan besin ve sebzelerden insanlara bulaşabilir ama bunun önemi de son yiıllarda azaldı.Son zamanlarda bu hastalık etlerle geleneksel yemeklerle azaldı.Son zamanlarda bu hastalık etlerle,geleneksel yemeklerde ve sebzelerle çok kolay bulaşabilir.Zehirli besinlerin hepsi çok tehlikeli çünkü fenalaşma belirtileri bile göstermiyor.

3.2.6 Kontrol
Cl .botulinum'u kontrol etmenin bilinen metodu besinleri dizayınlarını korumak ve organizmalar tarafından zarar görmelerini önlemek besine yapılacak olan bir veya birkaç faktötrü kapsar :pH,aw(su aktivitesi),soğutma,tuz,Eh(redox potansiyeli),nitrit,kutulamak ve duman.Buna rağmen birçok saklanmış besin potansiyel tehlikelidir,Cl botulinumun çoğalması ve toksin sayılaması

3.2.3 Tahminler
Botulism ciddi bir hastalıktır ama bazen kişinin bağışıklık sistemi ve anti-toksinlerin aşamada olması ölümle sonuçlanabilir.1949'dan önce ölüm vakaları %60 iken şu sıralar %10 gibi çok az bir oranda.1989 arası 30 vakadan da az botulism besin zehirlenmesi kaydedilmeştir.İngiltere'de en çok salgın bu ülkede 1989 yılında 27 hasta şeklinde gelişti(tablo 3.7),yoğurtla karıştırılmış fındık ezmesi zehirlenmeye yatkın besinlerdir.Bu da İngiltere ve Kuzey Galler'de tüketilir.Çin ve Alaska'da son 30 yılda 1000 salgına rastlanmıştır.Bu bögelerde botulism geleneksel yemeklerle örneğin balık ve saklanmış fasulye ve diğer pişmemiş yemeklerle çok kolay bulaşabiliyor.

Coğrafik olarak toksinler hastalıklar yapabiliyor örneğin Çin'de A türü kuzey batı bölgesinde B türü kuzey ve E türü de kuzey doğu bölgesinde çok yaygındır.Alaska'da yapılan 30 yıllık bir çalışma E türünün %73 oranında laboratuvar sonuçlarından salgınlığını tespit etmiştir.İngiltere'deki son zamanlardaki fındık ezmesi zehirlenmesi salgınından B türünün sorumlu olduğu anlaşılmıştır.sağlıkbozulur.

Soba Zehirlenmesi

Karbon monoksit renksiz, tatsız, kokusuz, yanıcı, zehirli bir gazdır. Duvarlardan bile sızabilir. Vücuda solunum yolu ile girer. Karbon monoksit vücutta parçalanmaz, solunum yoluyla dışarı atılır. Karbon monoksit zehirlenmeleri sıklıkla kapalı bir ortamda meydana gelen yanma sırasında olur (bacası çekmeyen şofben, soba, ocak gibi) ayrıca karbon monoksidin kullanıldığı veya üretildiği iş kollarında da meydana gelebilir. Solunum zehiri olan karbon monoksitle meydana gelen zehirlenmelerde kısa süre içerisinde tıbbi müdahele yapılmazsa, zehirlenemeler ölümle sonlanabilir.
Tehlike kaynakları
- Kapalı ortamda meydana gelen yanmalar (açık ocaklar, bacası çekmeyen soba - şofbenler, bacasız gaz sobaları gibi).
- Isıtma amacıyla kullanılan her tür soba ve ocakta (havagazlı, linyitli, kok kömürlü v.b.) yanma sırasında oluşur.
- Karbon monoksit, havagazı ve jeneratör gazlarının bileşiminde bulunur. Ayrıca kokhane gazlarında, yangın ve patlamalarda çıkan dumanlarda vardır.
- Motorların ekzos gazlarında vardır (benzinli motorlarda çok, di esel motorlarında daha az.). Özellikle kapalı garaj, park binaları, feribotlar, motor onarım ve bakım işlikleri bu bakımdan tehlikelidir. Ayrıca:
- Yanlış yapılmış ve defektli her tür ısıtma sistemleri,
- Açık ocaklar,
- Karbon monoksitli gazların üretimi, dağılımı, kullanımı,
- Tünel, maden ocağı gibi yerlerdeki yangın ve patlamalar,
- Kimya endüstrisinde karbon monoksit kullanılan işlemler, başlıca tehlike kaynaklarıdır.

Etki Şekli
Karbon monoksidin zehirli etkisi hemoglobine (Hb) (kanda oksijen taşıyan eritrositlerin (kırmızı kan hücrelerinin) içeriğinde bulunan bir madde) oksijene göre çok daha fazla bağlanmasından kaynaklanır. Ortaya çıkan karboksihemoglobin (CO-Hb) hipoksemiye neden olur. Bu birleşme geri dönüşümlüdür, yani ayrılabilir.

Karbon monoksidin hemoglobine olan bağlanma kapasitesi, oksijeninkinden ortalama 300 kez daha güçlüdür. CO-Hb bileşiminin tüm vücut genelindeki durumu zehirlenmenin derecesini belirler. Bu da şu etkenlere bağlıdır:
- Soluk alma havasındaki CO konsantrasyonu,
- Solunum dakika hacmi, etki süresi,
- Hemoglobin miktarı.


Zehirlenme (Akut)
Hemoglobinin % 20si CO-Hbe dönüştükten sonra belirtiler giderek şiddetlenir:
- başağrısı
- baş dönmesi
- bulantı, kusma,
- taşikardi ve kan basıncı yükselmesi,
- bazen pektanjinöz yakınmalar,
- kulak çınlaması,
- dalgınlık,
- genel bitkinlik,
- apati,
- bazen kas kranpları,
- cildde kiraz kırmızısı renk,
- bilinç kaybı (% 50 CO-Hb oluşumunda),
- Ölüm (% 60-70 CO-Hb oluşumunda)

Kronik Sağlık Bozukluğu
Düşük miktarlarda uzun süre maruziyete bağlı zararları öncelikle merkezi sinir sistemi ve kalpte ortaya çıkar.Dar anlamda kronik karbon monoksit zehirlenmesi tartışmalıdır. Ne var ki, yinelenen, az miktarda, ancak uzun süreli maruziyetlerde, psikolojik ve sinirsel bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Akut zehirlenmelerinin bıraktığı sekeller de bunlara katılabilir.
- Uyku, bellek bozuklukları, parkinsonizm,
- görme ve konuşma bozuklukları,
- kalpte aritmiler, miyokard zararları.

Özel Laboratuvar Testleri
Kanda karboksihemoglobin (normalde kandaki Hbnin % 1i COHbdir, sigara içenlerde % 10a kadar saptanabilir, tolere edilebilen üst sınır: % 20, eksitus: % 60-70)
Solunum (dışarı verilen) havasında karbon monoksit.
sağlıkbozulur.
İlk Yardım
- kazada yerinden uzaklaştırma, temiz havaya çıkarılmalıdır
- suni solunum,
- gerekirse entubasyon,
- oksijen verilir
- solunum ve dolaşıma yardımcı ilaçalr verilir,
- hasta sıcak tutulmalıdır.
Suni solunum ve gerekirse kalp masajı uzun süre yapılmalıdır.

Sıcak ve Soğuk Çarpmalarında İlk Yardım

Normal vücut ısısı 36 - 37 °C dir. Bu ısı, karmaşık mekanizmalarla sabit tutulmaya çalışılır. Normalde, vücudun ısı düzenleyici mekanizmaları iyi çalışır ve organizma (vücut) belirli ısı değişikliklerini oldukça iyi tolere edebilir.

Ancak, organizma başa çıkabileceğinden fazla sıcağa maruz kalırsa hastalıklar oluşabilir : sıcak krampları, sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması gibi. Ya da tam tersi, başa çıkabileceğinden düşük ısıya maruz kalırsa yine sorunlar ortaya çıkacaktır : kısmi veya tam donma gibi.

SICAK KRAMPLARI :

Aşırı egzersizden sonra, genellikle, bacak kaslarında görülen ağrılı kas spazmlarıdır.

İlkyardım:

* Kişi gölgelik ve/veya serin bir yere alınır,

* Hasta yatırılarak (veya oturtulabilir de) kramp geçene kadar kasları dinlendirilir. Özellikle sporcuların tekrar antremana

başlayabilmeleri için en az 12 saat dinlenmeleri gerekir.

* Su (veya dengeli elektrolit solüsyonu; limonata, ayran vb) içirilebilir. Sıcak krampında vücutta yeterli elektrolit vardır, ancak kramp

nedeniyle dengeli dağılımı engellenmiştir o nedenle bol sıvı içmenin yanı sıra dinlenme çok önemlidir.

* Tedavi edilmezse sıcak bitkinliğine dönüşebilir.

SICAK BİTKİNLİĞİ (yorgunluğu; baygınlığı) :

En sık görülen sıcak acillerindendir. Aşırı terleme nedeniyle, aşırı sıvı-elektrolit (su - tuz) kaybı ortaya çıkar. Bunun sonucunda ise aşağıdaki belirtiler görülür :

- Aşırı terleme sonucu cilt soğuk ve nemlidir,

- Baş dönmesi, bayılma hissi olabilir,

- Nabız hızlı ve zayıftır,

- Vücut ısısı artmıştır, ancak 39°C üstüne çıkmaz.

İlkyardım:

* Kişi serin ve/veya gölgelik bir yere alınır, fazla giysileri çıkartılır,

* Bilinci yerindeyse (kendi içebilecek durumdaysa); su, ayran gibi içecekler içirilir (1 litre kadar). ASLA ALKOLLÜ İÇKİ İÇİRİLMEZ !

* Durumu düzelmiyorsa veya daha kötüleşiyorsa hemen hastaneye götürülür.

* Tedavi edilmezse sıcak çarpması gelişir.

SICAK ÇARPMASI :

Vücut başa çıkabileceğinden çok fazla ısıya maruz kalmışsa, vücut ısısı, hızla, doku hasarına yol açan düzeye yükselir ve ölümle sonuçlanabilir.

Sıcak çarpmasına yol açabilecek sebepler : kapalı-kötü havalanan-nemli ortamlarda aşırı fiziksel aktivite yapmak, sıcak hava dalgaları esnasında havalandırma sistemleri bulunmayan veya havalandırılmayan binalarda yaşamak (özellikle yaşlılar, bebekler, kalp veya kronik hastalığı olan kişiler risk altındadır), sıcak yaz gününde çocukları kilitli arabada bırakmak, aşırı sıcak ve nem ortamı yükselmiş havalarda dışarıda spor veya ağır iş yapmak.

Havadaki nem oranı % 70 in üzerine çıktığında, ortam neme doyduğundan terleme olmayacağı için, vücuttan ısı kaybı gerçekleşemez dolayısıyla vücut ısısı artar, cilt ısıyı atamadığı için sıcak, kuru ve kızarıktır.

Belirtileri :

- Vücut ısısı hızla yükselir, 39° C üzerindedir,

- Cilt kuru, sıcak ve kızarıktır,

- Kişinin çevreye olan ilgisi hızla azalır, bilinç kaybı gelişir,

- Nabız yavaşlar ve zayıftır,( kan basıncı düşer ),

İlkyardım:

* Vücut 39°C? ye kadar hızla soğutulur, 39°C? den sonra yavaş soğutulur.

Hızlı soğutmada iki soğutma yöntemi bir arada kullanılır :

1- Vücut ıslak çarşafla sarılır veya normal musluk suyu ile ıslatılır,

2- Varsa vantilatör açılır ya da kapı pencere açılarak cereyan sağlanır.

Yavaş soğutmada bu iki uygulamadan sadece biri kullanılır.

* Bilinci yerindeyse, içecek bir şeyler verilir ( kesinlikle alkolsüz içecek olmalıdır) .

* Kişi hemen soğutma işlemine başlanarak hastaneye götürülmelidir, aksi halde ölümle sonuçlanabilir.

ÖNEMLİ:

* Vücut ısısını düşürmek üzere vücuda doğrudan BUZ UYGULANMAZ !

Ya musluk suyuyla duş aldırılır, ya da vücut musluk suyu ile silinir.

* Yarı yarıya sulandırılmış sirkeli su ile vücudun silinmesi, özellikle çocuklarda ve yetişkinlerdeki ateş yükselmelerinde rahatlıkla kullanılabilecek soğutma yöntemidir.

SOĞUĞA MARUZ KALMA :

Vücudun bir kısmı veya tümü soğuğa maruz kalabilir. 0°C veya altındaki soğuk, nem ve rüzgardan vücut etkilenir. Birkaç saat içinde soğuk yarası denilen yaralar oluşabilir. Soğuğun derecesi ve maruz kalınan süre yaranın şiddetini belirler.

Belirtiler:

- Organda hareket azalması, uyuşukluk,

- Şişme, morarma, ağrı,

- Büller (yanıklarda görülen su toplanması) ve yaralar.

İlkyardım:

* Ilık uygulama yapılır, organ ılık -soğuk arası su olan kaba daldırılır ve alıştıkça biraz daha sıcak su ilave edilerek yavaş yavaş ısıtılır. Ya da giysilerle örtülerle sarılarak ısınması sağlanır. ORGAN DOĞRUDAN SICAĞA TUTULMAZ !!! (Sıcak sobaya tutmak gibi)

* Büller patlatılmaz, yaralar steril kuru pansumanla kapatılır.

DONMA :

Genel olarak vücudun tümüyle soğuğa maruz kalması sonucu oluşur. Dokular, soğuğun etkisiyle yeterince kanlanamadığı, dolayısıyla da beslenemediği için sorunlar ortaya çıkar. Soğuğun şiddeti, maruz kalınan süre, giysi ve beden direncine bağlı olarak değişik belirtiler görülebilir.

Belirtiler:

- Başlangıçta deride pürüzlenme, kılların dikleşmesi, karıncalanma ve sızlamalar,

- Deride solukluk ve soğukluk,

- His kaybı,

- Aşırı bitkinlik, uyuşukluk, uyku hali, uykunun derinleşmesi ve katılaşma olabilir

İlkyardım :

* Donmayı önlemek üzere şeker içeriği fazla, sıcak şeyler yedirilir veya içirilir (çikolata, pekmez, çay, çorba vs).

* Giysiler giydirilir veya üstü kalın örtülerle örtülür; ıslak giysileri kuru giysilerle değiştirilir.

* Kişi uyutulmaz, mümkün olduğunca aktif ya da pasif hareket yaptırılır.

* Kişi ılık bir ortama alınarak, ortam ısısı yavaş yavaş yükseltilir.

ASLA YAPILMAYACAKLAR :

* Donmuş kişi doğrudan sıcak ortama, soba yanına alınmaz

* Karla ovulmaz, istenirse hafif yüzeysel, dairesel masaj yapılabilirse de önerilmez

* Uyutulmaz

* Alkollü içecek verilmez

Salmonella Kaynaklı Gıda Zehirlenmeleri

Son yıllarda yeni enfeksiyonların sıklığının azalmış olmasına karşın, özellikle belirli antibiyotiklere karşı direnç gelişteren suşların neden olduğu ve birbirinden ayrı olarak ortaya çıkan yeni salgınlar bildirilmiştir. JAMA da Washington ve California da bu tür üç salgın bildirilmiştir. Salmonella çoğunlukla az pişmiş ya da çiğ yumurta, tavuk, et ve pastörize olmayan yiyecekler yoluyla bulaşır. Korunmak için en iyi yol, bu tür gıda ürünlerini az pişmiş ya da çiğ yememek, mutfak tezgahını, yiyeceği hazırladığınız kapları ve ellerinizi iyice yıkamaktır. sağlıkbozulur.

SALMONELLA


Salmonella, insanlarda ishalli hastalığa neden olan bir bakteri grubudur. Genellikle, hayvan dışkısı bulaşmış yiyecekler yoluyla yayılır. Salmonella nın birçok farklı tipi vardır.


SALMONELLA YA NEDEN OLAN ETKENLER


*Çiğ ya da az pişmiş et, tavuk, yumurta ya da pastörize olmayan süt (pastörize olmayan sütten üretilen ürünler).


*Birçok hayvan kökenli çiğ yiyeceklerde bulunabilir, ancak yiyecekleri pişirmek çoğunlukla Salmonella yı öldürür.


*Gıda ürünleri yıkanmamış mutfak malzemeleri ya da bazı ev hayvanlarının dışkılarıyla temastan sonra ellerin yıkanmaması sonucu da enfekte olabilir.


*Yakın zamanlarda Gıda ve İlaç İdaresi, yaşlıların ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanların alfa-alfa filizi yememesini önerdi.


BELİRTİLERİ:


Salmonella ile enfekte kişide enfeksiyondan 12-72 saatte ishal, ateş ve karında kramp gelişebilir. Hastalık (salmonelloz) çoğunlukla 4-7 gün sürer ve hastaların çoğu tedavisiz iyileşir. Ancak bazı kişılerde hastalık, hastaneye yatırılmayı ve antibiyotik kullanmayı gerektirebilecek kadar ağır olabilir. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler bu grupta yer alır.


HASTALIKTAN KORUNMA YOLLARI


*Tavuk, et ve yumurtayı yemeden önce iyice pişirin.


*Çiğ ya da az pişmiş tavuk, et, yumurta ya da pastörize olmayan sütten üretilen yiyecek, içecek ve diğer gıda ürünlerini yemeyin.


*Sebzeleri yemeden önce bol suyla yıkayın.


*Çapraz bulaşmayı önlemek için sebze, pişmiş ya da hazır yiyecekleri, pişmemiş yiyeceklerle çiğ yumurtadan ayrı bir yere yerleştirin. Çiğ yiyecekleri hazırladıktan sonra ellerinizi, bıçakları, tezgahı ve diğer mutfak malzemelerini iyice yıkayın.


*Yiyecekleri hazırlamadan önce ve hayvan dışkısıyla temas ettikten sonra ellerinizi iyice yıkayın.

Mantar Zehirlenmesi

Mantar Zehirlenmesi zehirli mantar bitkilerinin yenmesiyle ortaya çıkan, öldürücü olabilen bir gıda zehirlenmesi. Mantardan zehirlenmenin sebep ve şartları çeşitli olabilir. Öncelikle, bazı kimselerde görülen özel duyarlılık, (midye ve yumurtaya olduğu gibi) mantarlara karşı da tahammülsüzlük yapabilir. Sadece irkiltici özellikteki mantarların, hatta yenebilir olup da bozulmadan ötürü zehirli hale gelen mantarların sebeb olduğu bazı zehirlenme olayları, yanlışlıkla ölüme yol açabilir. Fakat daha çok bu gibi zehirlenmeler, birkaç gün içinde iyileşme ile son bulur.

Zehirli çayır mantarı (Amanita muscarina) ile zehirlenme çok mühimdir. Kuluçka dönemi kısadır. Mide-barsak bozuklukları, ardından sinir bozuklukları başgösterir bunlar irkilme, sarhoşluk, sayıklama, çırpınma, göz bebeğinin genişlemesi gibi belirtilerdir.

Tedavi için; hastanın midesi yıkanır veya kusturulur. Müshil ve lavmanla barsakları boşaltılır, gerekli ilaçlar verilir. Gecikmiş vak'alar genellikle ölümle sonuçlanır.

Mantar zehirlenmelerinden korunmak için, rastgele her mantarı yememeli, mantarları çok iyi tanımalı, mantarlar ve zehirlenmeler konusunda bilgi sahibi olmalıdır.sağlıkbozulur.

Kimyasal Zehirler

C yanide

Yeni endüstriyel malzemelerin geliştirilmesinde ve metallerin temizliğinde kullanılan bir tür zehir. Etkileri, mide bulantısı, baş ağrısı ile şiddetli etkiye maruz kalındığında ortaya çıkan zor nefes alma ve bilinç kaybı. Tedavisi için etki şiddetine bağlı olarak çeşitli ilaçlar mevcut.

Anthrax

Toprakta bulunan ve normal şartlarda canlı sığır ve koyunları etkileyen bir tür bakteri. Çiçeklerde bulunan sporlar yoluyla nadiren de olsa bulaşıcı etkisi olabilir. Eğer sporlar teneffüs edildiyse, ateş, nefes darlığı ile kendini gösterir ve birkaç gün içinde ölümle sonuçlanır. Antibiyotik ve aşı ile tedavi edilebilir.

VX

Kokusuz, sinirleri etkileyen bir zehir türü. Sıvı veya gaz halinde bulunan VX, oldukça ölümcül bir zehir. Sinir sistemini devre dışı bırakır. Aşırı dozda, 10 dakika içinde akciğerler ve kalp fonksiyonlarını yitirerek durur. Atropine adı verilen ilaç, vakit kaybetmeden kola, bacağa veya doğrudan kalbe enjekte edilmelidir.

Sarin

Sinir sistemini etkileyen renksiz, kokusuz enzim bloklarından oluşan bir gaz türü. Etkileri; mide bulantısı, nefes darlığı, bilinç kaybı, felç ve sonuç olarak ölüm. Atropine ve Pralidoxime, sarin gazının etkilerini tersine çevirir.

Botulinum Zehiri

Sağlıklı üretilmemiş konserve yiyecek kutularında yaşayan Clostridium botulinum adı verilen zehirli bir bakteri kullanılarak geliştirilmiştir. Bulanık görme, baş dönmesi, adalelerde ani güç kaybı yapar.sağlıkbozulur. Enfeksiyonu önlemek için geliştirilen antitoksin veya

Kanamalar

Kanamalar Kanın, içinde dolaştığı atardamar, toplardamar veya kılcaldamarlardan dışarıya çıkması.sağlıkbozulur.

Kanamalar, damarların anatomik bütünlüğünün çeşitli sebeplerle bozulması sonucu meydana gelmektedir. Bunları birçok şekilde sınıflandırmak mümkündür.

İç kanamalar: Damardan çıkan kanın, vücudun tabii boşluklarına veya içi boş organlardan birine akması halidir. Bu tür kanamalar; kanamanın şiddetine göre değişen kansızlık belirtileri yanında, biriken kanın miktarının tesiriyle organların vazifelerinde meydana getireceği bozukluklar veya tabii çıkış yollarından (ağız, burun, makat, idrar yolu) dışarı atılmalarıyla kendini belli eder. Damar dışına çıkan kan, beyin zarı ile beyin arasında veya beyin yarım küreleri arasında, göz arkasında, beyin tabanında, göğüs boşluğunda, karın boşluğunda, kalb zarları arasında, eklem boşluğunda, mesanede birikebilir. Bazan kan, yumuşak dokular arasında birikerek, hematom denen kan birikintilerini meydana getirir.

Dış kanama: Kanın, yara ağzından vücut dışına çıkması hadisesidir. Bu çıkış kanayan damarın cinsine ve yaranın büyüklüğüne bağlı olarak değişik derecelerde olabilir. Atardamar kanamaları, kan basıncı sebebiyle fışkırır tarzdadır. Bu fışkırma, kalb atımlarıyla uygunluk gösterir. Atardamar kanı, taşıdığı oksijen fazlalığı sebebiyle parlak kırmızı renktedir. Atardamar kanamaları çok tehlikelidir ve zamanında gerekli müdahale yapılmalıdır.

Kanamalar ya yaralanmadan hemen sonra meydana gelir veya kanamayı geçici olarak durduran tedbirlerin ortadan kaldırılması sonucu (yaralının hareket etmesi, yara pansumanının değiştirilmesi, tansiyonun yükselmesi) yaralanmayı takib eden 12-24 saat içinde meydana gelir. Yaralanmadan 5-7 gün sonra yarada meydana gelen enfeksiyona bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Dış kanamalar, genellikle kesici, delici veya ezici cisimlere maruz kalmakla meydana gelir. İç kanamalar ise ya çeşitli dahili hastalıklar (kan kanseri, hemofili, ülser gibi) sebebiyle kendiliğinden veya dışarıdan maruz kalınan künt darbeler, çarpmalar sonucu ortaya çıkar.

Bir de gizli iç kanamalar vardır. Burada, gözle kan görülmemekte, fakat gizli kanama olduğu düşünülen şahıstan alınan materyalin bazı maddelerle muayeneye tutulması veya mikroskopla incelenmesi neticesinde gizli kanama anlaşılmaktadır. Mesela, dışkıda gizli kan tesbit edilebilir ki bu hal, genellikle üst sindirim sistemi iltihapları (ösofejit, gastrit, duodenit) ve ülserlerinde, barsak kanserlerinde ve iltihaplarında görülür. Tedavi görmüş belirgin kanamaların sonunda da bir süre gizli kanama devam edebilir. Herhangi bir kanama durumunda ortaya çıkacak olan belirtiler, kanamanın cinsine, yerine, devam ediş müddetine, şiddetine, yaralının genel durumuna ve müdahaleye bağlı olarak değişiklik gösterir. Küçük toplardamar ve kılcaldamar kanamaları kolayca durduğundan herhangi bir belirtiye yol açmazlar. Büyük bir atardamarın ani yırtılması ise çok kere müdahaleye zaman kalmadan ölümle neticelenir.

Sağlam bir insanda kanamanın meydana getireceği bozukluklarda kaybolan kan miktarı önemli rol oynar. Solunum ve dolaşım sisteminde ve hücre beslenmesinde herhangi bir bozukluk meydana getirmeyen kanamalara kompanse (dengelenmiş) kanama denir. Bu tür kanama, tansiyonun düşmesine sebeb olmadan vücut ağırlığının % 1,5-2,5’unun kaybedilmesine kadar devam eden ve yavaş cereyan eden kanamadır. Bir yaralıda kanın üçte biri hızla kaybolursa ölüm meydana gelir. Halbuki, vücut kanının yarısı, hatta dörtte üçü, 24 saat veya daha uzun sürede kaybolursa, ölüm görülmeyebilir. Tansiyonu düşürmeyen, solunum sayısını arttırmayan kanama miktarına “tolerans eşiği” denir ki bu eşiğin aşıldığı durumlarda vücutta, durumu kurtarabilmek için bir takım hadiseler cereyan eder (dalak kasılır, kan yapımı uyarılır, çevredeki damarlar kasılır, su tutulması artar...). Bunlar da yetersiz kalırsa insan vücudu bocalamaya başlar ve dekompanse (dengesi bozulmuş) kanama durumu ortaya çıkar. Bu durumdaki bir hastada; şiddetli susuzluk hissi, hava açlığı, heyecan, şuur bulanıklığı, havaleler, soğuk ve soluk bir deri, soğuk ve yapışkan bir ter, tansiyon düşüklüğü, nabızda hızlanma, kulak çınlaması, etrafı karanlık görme, bulantı-kusma, bitkinlik, idrar ve dışkının kontrol edilememesi söz konusu olur ve şoka girmiş olan hasta ölür. Eğer hastada iç kanama söz konusu ise kanamanın yerine göre de belirtiler ortaya çıkar (mesela karın ağrısı, kas direnci, şişkinlik gibi).

acil olarak ve doğru bir şekilde yapılacak müdahaleler ile kanamayı durdurup, tehlikeyi önlemek mümkündür.

Kanayan damar küçük bir toplardamar veya kapiller damarlar ise vücudun aldığı tedbirlerle kanama kendiliğinden durabilir. Bu tabii gelişmeye yardımcı olarak; yaralının istirahati, yaralı bölgenin kalp seviyesinin üstünde tutulması ve yara ile oynanmaması faydalı olur. Yaranın temizlenip kapatılması yeterlidir. Asıl mesele, büyük çapta meydana gelen kanamaların durdurulmasıdır.

Elde kan durdurmaya ait herhangi bir malzeme bulunmadığı zaman, derhal parmaklarla, kanayan damar üzerinden veya duruma göre biraz uzağından sıkıştırılır. Böyle bir sıkıştırmanın başarılı olabilmesi için, damarın altında tek bir kemik veya kemik çıkıntısı gibi sert bir yüzeyin bulunması gerekir. Kol ve bacaklarda meydana gelen atardamar kanamalarını durdurmak için kanayan yerin yukarısından elastik bir bandaj veya bir kravat, bir bez parçasıyla sıkıştırma da faydalıdır. Bu metodlar geçici kan durdurma çareleridir. Bu şekilde geçici olarak kan durdurulduktan sonra, hastanelerde, yırtılan damar ve yara tamir edilmek suretiyle kalıcı çare bulunmuş olur. Büyük kanamalarda sadece kanamayı durdurmak yetmez, aynı zamanda kaybolan kanı da yerine koymak lazımdır. Yaralı şahsı hastaneye taşırken, üşütmemelidir.

İç kanama şüphe edilen durumlarda hastayı en kısa zamanda cerrahi servisi bulunduran bir hastaneye nakletmelidir.

Herhangi bir darbe olmadan kendiliğinden meydana gelen burun kanamalarının, balgamda kan bulunmasının, kan kusmanın, büyük abdestte taze veya siyah renkte kan bulunmasının, idrarla kan gelmesinin ve döl yolundan olan kanamaların mutlaka sebebinin araştırılması ve tedavisinin ona göre yapılması gerekir

Kalp Krizinde İlk Yardım

Kalbi besleyen koroner arterlerin çeşitli nedenlerle kalbi besleyememesi sonucu ortaya çıkan tabloya kalp krizi denilmektedir. Angina pektoris veya akut myokard enfarktüsü şeklinde ortaya çıkabilir. Arterin daralması nedeniyle, fiziksel aktivite, ruhsal stres veya aşırı soğuk sonucunda kalbin artan oksijen ihtiyacı karşılanamayacağı için kalp kasında gerekli kasılma olamayacaktır, dolayısıyla da kriz meydana gelecektir. Buluğ çağından 90 yaşına kadar kalp krizi geçirilebilirse de yaş ilerledikçe kalp krizine yatkınlık artar..
Enfarkt(üs), kan desteğinin kesilmesine bağlı doku ölümüdür.
Kalp krizi; kandaki kolesterol düzeyinin yükselmesi, sigara, alkol, stres, yüksek tansiyon, şişmanlık, hareketsizlik gibi kontrol edilebilir nedenlerle; yaş, cinsiyet, kalıtım, diabet vs gibi kontrol edilemeyen nedenler sonucu ortaya çıkabilir.
ANGİNA PEKTORİS: Kalp, bir süre gereksiniminden az oksijenle beslenmek, zorunda kalırsa, kişinin soluğunu kesecek kadar şiddetli göğüs ağrısı olur,sağlıkbozulur. bu ağrıya angina pektoris denir. Ağrı genellikle sternum (göğüs kemiği) arkasında hissedilir; kola (özelikle sol kola), çeneye, epigastriuma (karnın üst orta bölgesine) yayılır.
AKUT MYOKARD ENFARKTÜSÜ: Koroner arterin, arterioskleroza(damar sertliğine) bağlı olarak daralması veya kan pıhtısı ile tıkanması sonucunda bu arterle beslenen kalp kasına giden oksijen yetersiz kalacağından, myokard kası görevini yerine getiremez; yeterince kanın vücuda pompalanamadığı bu tabloya, akut myokard enfarktüsü (AMI) denir.

İlkyardım:
Angina pektoriste:
* Hasta mutlaka hemen dinlen(diril) melidir; yürüyorsa durmalı, oturtulmalı veya
yatırılmalıdır. Mümkünse hareket ettirilmemelidir. Hasta sakinleştirilmelidir.
* Sıkı giysiler gevşetilir.
* Dilaltı nitrogliserin (isordil, 5 mg ) verilir.
* Gerekiyorsa (solunum ve kalp durmuşsa) CPR yapılır.
* Hastaneye götürülür ( mümkün olduğunca az hareket ettirilerek ).

Akut myokard enfarktüsünde:
* Hastanın ağrısının ve korkusunun giderilmesi önemlidir
* Hasta sırtüstü yatırılır ve hareket ettirilmez,
* Hastanın solunum sıkıntısı varsa, baş yükseltilir
* (Mümkünse oksijen verilir 2 lt/dk gidecek şekilde)
* Mutlaka hastaneye götürülür.
* Gerekiyorsa (solunum ve kalp durmuşsa) CPR yapılır.

** Kalp krizi sonucu görülen kalp durmalarında, hemen kalp masajı başlatılır ve sağlık kuruluşuna kadar sürdürülürse kişinin döndürülme şansı yükselecektir.
**Endişeli hastanın sakinleştirilmesi ve hastanın hareketinin kısıtlanması kalbin yükünün azaltılması açısından önemlidir.

Şok

Değişik nedenlerle kalbin pompalama etkinliğinin zayıflaması, ya da, damarlarda pompalanacak yeterli kan olmaması halinde, ciltte, bilinçte ve kaslarda ortaya çıkan ilerleyici nitelikte belirtilerin tümüne şok denir. Müdahale edilmezse, belirtiler ilerler, kişi ölebilir.
Aşırı kanamalar, ishal, yanıklar, kusma, kalp krizi, aşırı korku ve heyecan, allerjik olaylar, aşırı ağrılı olaylar şok nedeni olabilir.

Şok belirtileri:

- Soğuk, soluk, nemli deri

- Eller ve ayaklarda soğuma, his kaybı

- Nabız sayısında artma, nabızın zayıflaması

- Solunumun sayıca artması, ancak yüzeyselleşmesi

- Göz kararması, halsizlik

- Bulantı, kusma

- Huzursuzluk

- Aşırı susuzluk hissi, ağızın kurumasıdır.

Başlangıçta açık ya da bulanık olabilen bilinç, zamanla kapanabilir. Şokla mücadelede temel ilke, kan kaybı varsa daha fazla kaybın önlenmesi, mevcut kanın daha hayati organlarca kullanılması için uygun pozisyon verilmesidir.

Şok pozisyonu için kazazede, bilinci açıksa sırtüstü, bilinci kapalı ise, yan güvenli pozisyonda yatırılır. Daha sonra ayakları 30 cm yukarı kaldırılır. Üzeri battaniye ile örtülür ve 112 ye haber verilir.

Organ Kopması

Parmak, el, kol, ayak, bacak, penis, kulak, burun gibi vücut uzantılarının vücutla olan bütünlüğünün bozulmasına, organ kopması denir. Bütünlüğün bir kısım dokularla devam ettiği hallere kopma değil, kesi demek doğru olur.
Organ kopmasına müdahale edilmezse;

1. Kanama nedeniyle kazazedenin yaşamı tehlikeye girer

2. Organın kaybı fiziksel görünüm bozukluğu, işlev kaybı ve ruhsal sorunlar yaratır.

Kasıt, ya da kaza sonucu ortaya çıkacak organ kopmasına ilkyardımcının müdahalesi iki yönlü ve hızlı olmalıdır. Kanama kontrolü kadar, nakil ve ulaşılacak merkezin bilgilendirilmesi de önemlidir. Diğer ilkyardım uygulamalarından farklı olarak, organ kopmasında, kazazede ve kopmuş organın ulaştırılacağı sağlık merkezinin damar- sinir cerrahisi yapılabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Soğuk ortamda taşınan kopmuş organ canlılığını daha uzun süre koruyacak, birleştirme sonrası, işlev de daha iyi korunacaktır.

Organ kopmasında ilkyardım uygulamaları öncelikle ABC kontrolü ile başlar. Daha sonra kazazede yatar pozisyona getirilir., bilinci açıksa sırtüstü, kapalı ise yan güvenli pozisyonda tutulur.

Kopma, eğer tek tek kemikli bölgelerin uzağında meydana gelmiş ise kolun ve bacağın vücuda yakın kısımlarından turnike uygulanır. Daha sonra kopan organ temiz, su geçirmez plastik bir torba ya da kaba konulup ağzı kapatılır. Daha sonra bu torba veya buz dolu bir kap ya da torbaya konur. Kazazede ve kopan organ aynı araçla nakledilir.

İç kanamalarda il yardım

Hastanın hemen hastaneye kaldırılmasını sağ layınız. Çünkü ilk yardım uygulayarak iç ka namayı durdurmak pek mümkün değildir.
? Kazazedeyi, başını alçak bir yere gelecek şekilde yana çevirerek öyle yatırınız ki, bey ne bol miktarda kan gidebilsin. Kazazedeye kımıldamamasını tavsiye ediniz.
? Eğer kazazedenin yaraları imkân veriyorsa bacaklarını yükseğe kaldırarak, kanın hayatî organlara dönüşüne yardımcı olunuz.
? Boyun, göğüs ve bel çevresindeki sıkı giye cekleri gevşetiniz.
? Kazazedeyi güvenceye alınız ve gerilimsiz olmanın gereğini anlatınız.
? Şoku en aza indirmek için antişok tedavi şeklini uygulayınız.
? Solunum hızını, nabzı ve cevap verme seviyesini her 10 dakikada bir kontrol ediniz. Bunları doktor için kaydediniz.
? Kazazedenin başka yaraları olup olmadığı na bakınız ve gerektiği gibi tedavi ediniz.
? Kazazede kendinden geçmiş, fakat normal olarak nefes alıyorsa, iyileşme konumuna getiriniz.
? Nefes ve kalp atışları durmuşsa hemen ha yata döndürme uygulamasına başlayınız.
? Kazazedenin üstünü örtülü tutunuz ve mümkünse altına bir battaniye koyunuz.
? Kazazedece çıkarılan ya da kusulan her şeyi kaydediniz. Mümkün olursa kazazedeyle birlikte örneklerini hastaneye yollayınız.
? Hemen hastaneye kaldırınız; tedavi konu munda sedyelik durum olarak naklediniz.
Dikkat: Sakın kazazedeye ağızdan hiçbir şey vermeyiniz.

Epilepsi Hastalığı

Bir kişi yanınızda nöbet geçirirse neler yapmalısınız?
Öncelikle sakin olun, hastanın yanından ayrılmayın, yardıma gerek varsa başkasını gönderin

Hastanın hareketlerini durdurmaya VE/VEYA engellemeye çalışmayın!
Hastayı güvenli bir yere yatırın veya alın!
Yaralayabilecek ucu sivri veya sert eşyalardan (Sivri köşeler vb.) hastayı uzaklaştırarak veya bunları hastanın yanından uzaklaştırarak hastayı koruyun!
Sıkı giysileri varsa giysilerini gevşetin (kravat, kemer gibi), şayet takıyorsa gözlüğünü çıkartın!
Sabit ve rahat olacak bir şekilde onu bir tarafa doğru yatırıp, tükürüğünün dışarı akması sağlayın. Rahat nefes alması için mümkünse ağzını ve solunum yolunu açık tutun!
Asla ağzına bir şey sokmaya veya koymaya (örneğin, dişlerini sıkıyorsa açmaya veya su vermeye ) çalışmayın!
Çene ile ilgili zorlayıcı hareketler zararlıdır!
Nöbet sırasında ilaç vermeye çalışmayın, kendi kendinize nöbetin geçmesine yönelik bir şey yapmayın! Soğan, kolonya vb. şeyler koklatmayın!
Epilepsi krizi olduğu bilinen bir kişi ise yapay solunum veya kalp masajı yapılmasına gerek yoktur!
Hastanın üzerinde epilepsi hastası olduğunu gösteren ve/veya öyle ise sizin neler yapmanız gerektiğini açıklayan bir kart, veya sağlık karnesi olup olmadığına bakın!
Nöbetinin bitmesini bekleyin!
Unutmayın ki, sıklıkla nöbet sonrasında kişi yorgun, ne yaptığını bilemez haldedir, dolayısıyla bu aşamada elinizden geldiğince sakin ve güven verici olun! Engellemeler olumuz olabilir ama açık bir cama veya yola doğru gitme vb hareketlere yumuşakça engel olun!
Nöbet hakkında verebileceğiniz bütün bilgilerin hem hastaya, hem de doktora yardımcı olacağını unutmayınız!
Ne zaman ambulansa gerek vardır?
Aşağıdaki durumlardan herhangi birisi ile karşı karşıya iseniz ambulans çağırın:

Hasta suda nöbet geçirdiyse (örneğin yüzerken)
Hastanın üzerinde epilepsi hastası olduğuna dair hiçbir bilgi yoksa veya hastanın bu nöbetinin bir epilepsi hastalığı nedeniyle geçirilip geçirilmediğini bilmiyorsanız
Kişi yaralanmışsa, gebe ise veya diyabetik ise
Nöbet 5 dakikadan daha uzun süredir devam ediyorsa
İkinci nöbet, ilk nöbet bittikten çok kısa bir süre sonra başlıyorsa
Kasılmalar bittikten sonra kişinin bilinci açılmıyorsa

Donmalarda ilk yardım

Donma olayı, kişinin uzun süre soğukta kalması sonucu oluşan bir durumdur. Soğuğun fiziksel etkisi sonucu oluşan donma olayı, ortamdaki bazı şartlara bağlı olarak çabuklaşabilir. Donmayı çabuklaştıran şartlar arasında ortamın nem oranı, kişinin alkollü oluşu, soğukta kalma süresi, vücudun zayıf olması vb. sayılabilir. Üşüme ile başlayan donma olayı sırasında kişide baş ağrısı, görme bozukluğu, halsizlik, uyku hali vb. durumlar oluşur. Daha sonra kan dolaşımında bozukluklar meydana gelir. Buna bağlı olarak vücudun bazı organlarında ya da vücudun tamamında katılaşma görülür. Bu duruma donma denir. Donma tanımında da belirtildiği gibi donma olayı vücudun tamamında veya bir kısmında meydana gelmesine göre; Genel donmalar, kısmi donmalar olarak iki ayrı gruba ayrılır.

Genel donmalar: Genel donma, kişinin uzun süre soğukta kalmasıyla vücut sıcaklığının düşmesiyle oluşur. Donmak üzere olan kişilerde; Görme bozukluğu, derinin soluklaşması, morarması ve mumsu bir görünüm alması, halsizlik ve uyuşukluk, engellenemeyen uyku isteği, zamanla bilincin kaybolması gibi belirtiler görülür. Donma olayının oluşması durumunda, vakit geçirilmeden ilk yardım uygulamasına geçilmelidir. Bu amaçla yapılması gerekli olan ilk yardım uygulamaları; Donmakta olan kişi ilkyardım ABC'si bakımından değerlendirilmelidir. Donan kişi ani olarak sıcakla temas ettirilmeden serin bir yere yatırılır. Daha sonra üzerindeki giysiler çıkarılarak bir örtü ile örtünmesi sağlanır. Donan hastaya, daha sonra yavaş yavaş masaj ve ovma hareketleri yapılarak ısınması sağlanır. Bu saydığımız ilk yardım uygulamaları yapılırken hastanın uyuması engellenmelidir. Yani donan kişinin uyanık kalması sağlanmalıdır. Hastanın yavaş yavaş artan bir ısıyla ısıtılması sağlanır. Donana hastaya kesinlikle alkol verilmemelidir. Ancak hastaya sıcak içecekler verilerek rahatlaması sağlanabilir. Hasta vakit geçirmeden en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir.
Kısmi donmalar: Kısmi donmalar, vücudun genellikle el, ayak, burun ve kulak gibi uç organlarında görülen bir donmadır. Genel donmalar da vücudun bu uç organlarında donmasıyla başlar. Soğuğun etkisiyle dokulardaki damarların büzülmesi sonucu organlara yeterince kan gidemez. Buna bağlı olarak organlarda duyu azalır. Vücudun uç organlarında renk kaybolur. Bu organlar önce mor renk alır. Daha sonra mumsu renkte bir görünüm oluşur. Uç organlardan el ve ayak parmaklarının donması sırasında şiddetli bir ağrı hissedilir. El ve ayak gibi organlarda şiddetli ağrı duyulmasına karşılık kulak ve burun gibi uç organların donmasında ise ağrı hissedilmez. Kısmi donmalar sırasında uygulanacak ilk yardım kuralları ise şöyledir;

Donmakta olan organda kan dolaşımı bozulduğundan öncelikle donan organ gevşetilerek kan dolaşımının normale dönmesi sağlanır. Bu iş için kişi vücudunun diğer sıcak bölgelerini kullanabilir. Örneğin, donmakta olan parmak uçları koltuk altına alınarak ısıtılabilir. Yine kulak ve burun gibi organlar ise avuç içine alınarak yavaş yavaş ovularak donması önlenebilir. Ayakların donmasında, ayaklar ılık suya batırılmış bir bez ile ovulmalıdır. Daha sonra ayaklar kuru bir fanila ile yavaş yavaş ovulur. Bu işe deri eski rengini alıncaya kadar devam edilir. Hasta en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılır. Donmalarda uyulması gereken kurallardan en önemlilerinden birisi donmakta olan organın kesinlikle ateşe karşı tutulmamasıdır. Donana organın ateşe karşı tutulması sonucunda kangren meydana gelebilir.

Cıkıklarda il yardım

Bir eklemi meydana getiren kemiklerden birinin, bir dış etki sonucu normalde bulunduğu yerden ayrılmasına çıkık denir. Eklem bağlarının normalde izin vermeyeceği bir harekete zorlanan kemik bağları, aralayarak ya da yırtarak yerinden uzaklaşır.
- Eklemin ve vücut uzantısının görünümünde bozukluk

- Ağrı nedeniyle kısıtlanmış ya da tamamen ortadan kalkmış hareket

- Hassasiyet ve şişlik görülmesi çıkık düşündürmelidir.



Çıkmış bir kemiği, eklem boşluğuna ancak yetkili ve deneyimli bir kişi yeniden yerleştirebilir. Yetkisiz kişilerce yapılan denemeler ise damar-sinir sıkışmalarına, eklem bağlarının düzelemeyecek ölçüde tahrip olmasına, sık sık çıkığın tekrar etmesine (alışkanlık çıkığı) neden olabilir. İlkyardımcın görevi, yetkili ve deneyimli bir sağlıkçıya ulaşana kadar çıkık eklem bölgesini hareketsiz hale getirmektir. Bu amaçla askı, atel ve sargı uygulamaları yapılır


Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Cilt güzelliği

GENEL BİLGİLER
Tanımlama: Keskin veya pürüzlü bir cisimle cildin kesilmesi
Sportif yaralanmalar genellikle sıyrık ve kesilerle oluşur ki, bunlar çürüklere, yaralara ve düzensiz kesilere sebep olur.

Anatomik içerik:
Vücudun her kısmı

Bulgu ve Belirtiler:
Ciltte bir tip kesi
Sportif yaralanmalarda sıklıkla cildin kalkmasıyla acılı ve basamaklı kesiler görülür.

Ağrı
Kanama (baş ve alın yarıklarında fazladır)
"Şişlik,kızarıklık ve hassasiyet (bazen)

Nedenler:
Keskin veya sert objelerle direk darbe gelmesi (oyuncu malzemelerinin keskin ucu ayakkabı, eldiven, kask vs.)

Riski Arttırıcı Nedenler:
" Temas sporları
"Otomobil, bisiklet, motosiklet yarışları
" Pürüzlü oyun sahaları
Nasıl önlenir ?

Koruyucu malzemeler kullan , mümkünse sert zeminlerde spor yapma.
Araba içinde emniyet kemerini kullan

TIBBİ YAKLAŞIM
Planlama:
" Doktor tedavisi, yaranın temizlenmesi ve dikiş atılması.
Tedaviden sonra kendi kendine bakım.
Tanı Yöntemleri:
' Kendi gözlemleriniz
Doktorca yapılan fizik muayene ve tıbbi geçmiş
' Kesi civarındaki kemiklerin röntgeni
Olası Komplikasyonlar:
' Dikiş altında sıvı toplanması
Lokal anesteziklere karşı allerji
Enfeksiyon oluşumu. Enfeksiyon varlığında ateş, ağrı ve ödem (sıvı toplanması) olur. Ödem dikişlerin açılmasına neden olabilir.

Yaraizikalması ve bunun verdiği rahatsızlık
iyileşme Süresi:
Eğer dikişler enfeksiyon kapmazsa kesiler normalde 2 hafta içerisinde iyileşir (ylokaliza-syona göre farklılık gösterebilir.)
' Dikişler 10 gün sonra alınır.

TEDAVi
Not: Burada belirtilenler yardımcı öneriler olup, esas olarak doktorunuzun direktiflerini takip ediniz.

İlkYardım:
Hızlı kanamalarda :
" Yaralanmış bölgeyi bir bezle veya elinizle kapatın.Ambulansı beklerken veya acil ünite giderken 10 dakika kuvvetli bir baskı uygulayın
" Eğer baskı kanamayı kontrol edemiyorsa ve kanama bacak veya koldan ise turnike kullanın (hafif) Turnikeyi herhangi bir sargıdan veya benzer metaryalden yapabilirsiniz. Yaranın üstüne, kol veya bacağı çevreleyen turnikeyi sarın ve bağlayın. Yaralı bölümle gazlı bezi arasına sert bir obje yerleştirebilirsiniz. Bu sert objeyi çevirerek kanamayı yavaşlatacak ve durduracaktır. Turnike kullandığınızı mutlaka acil ünite çalışanlarına söyleyiniz.

Turnike 20 dakikadan daha fazla kullanmayınız.
' Aşırı kanama yoksa yara bakımı için; yaralanmış bölgeyi su ve sabunla dikkatlice temizle, genellikle lokal anestezi altında yaralanmış bölge yeniden temizlenecek ve dikiş atılacaktır, (doktor tarafından)

Tedavinin Devamı:
" Yarayı bandajla kapalı olarak tut ve 2 gün için orta derecede kompres yap, bu ödemi önler.
" Eğer bandaj ıslanırsa çıkar ve antibiyotikli merhem kullan
" Dikiş atıldıktan sonra kanama meydana gelirse, 10 dakika gaz bezini bastırarak yara üzerine baskı uygula.
" Tetanoz riskini önlemek için, tetanoz to-ksoidi veya antitetanık serum alın.
" Temas sporlarında, iyileşme tamamlanıncaya kadar birkaç pedle yaralanmış bölgeyi koruyun.

ilaç:
Hafif ağrılar için reçete gerektirmeyen parasetamol alabilirsiniz. Aspirin kullanmayın,
kamayı arttırabilir. Doktorunuz antibiyotikler
kuwetli ağrı kesiciler reçete edebilir,

Aktvite:
Tedaviden sonra normal aktivitelyerinize yavaş yavaş başlayın.
Diet:
Ekstra protein içeren et, balık, tavuk, süt, yumurta, peynir gibi besinler alın. Aktivite azalmasına bağlı kabızlığı önlemek için lifli ve sıvı besinler tercih edin.

DOKTORUNUZU ARAYIN

Yaralanma varsa

Yarada enfeksiyon işaretleri varsa (ba-grısı, ateş, ağrıda artış, kızarıklık, cerahat)
" iyileşen kesiler iz bırakabilir. Siz plastik cerrahiyle bunu yok etmeyi başarabilirsiniz.

AŞİL TENDONU YIRTILMASI
NORMAL ANATOMİ

GENEL BİLGİLER ;
Tanımlama
Aşil tendonu veya onun bağlantısı kas veya kemikdeki sakatlanmadır. Bu üç parça bir ünit oluştururlar. Yırtılmalar bu ünitinin en zayıf bölümünde meydana gelir.
Yırtılmalar 3 derecede değerlendirilir.
"Hafif (l c derece) Kas ve tendon liflerinde yırtılma olmadan hafif gerginlik mevcuttur. Kuvvet kaybı yoktur.
" Orta (2° derece) Kemiğe yapışma yerinde veya kas ve tendon liflerinde yırtık vardır. Güç azalmıştır.
' Şiddetli (3° derece) Kas-tendon veya kemik yapışma yerindeki liflerin kopması. Cerrahi tedavi gereklidir. Kronik yırtılmanın sebebi aşın kullanma ve aşın yüklenmedir. Akut yırtılmanın sebebi ise doğrudan sakatlanan veya aşın gerginliktir.
Anatomik İçerik
" Aşil tendonu
" Aşil tendonuna bağlı kaslar
" Topuk kemiği (Kalcaneus)
" Sinirler, periost, kan ve lenf damarları içeren yumuşak dokular.
" Aşil tendonu etrafındaki şişlik. ' Güç kaybı
• Kopma (parmak bastırıldığında çıtırtı sesi veya hissi) sesi
' Röntgende, tendon ve kasda kalsifiklasyon, ' Aşil tendonunu örten kılıfın enflamasyonu

Tendon üzerinde boşluk hissi
' Parmaklar üzerinde yürüyememe.
Nedenler:
' Ayak bileğindeki kas tendon grubunun uzun süreli aşın kullanımı
' Engelli koşullar, uzun atlama, yüksek atlama veya kısa mesafeli koşular gibi kısa süreli tam yüklenmeli aktiviteler
Riski arttıran nedenler
' Kontakt sporlar
'Koşu
' Uzun atlama, engelli koşu veya sürat koşulan gibi ani startlı olan sporlar.
' Dolaşım azalmasıyla seyreden herhangi bir kalp-damar hastalığı
' Kanama bozukluğuna dair bir hastalık öyküsü
' Ayak büküldüğünde veya azaltıldığında agrı
" Baldır kastarında spazm
' Şişmanlık
' Beslenme yetersizliği
' Eski asil tendon sakatlanması
' Zayıf kas yapısı
Nasıl Önlenir?
Spor branşına uygun kuvvet ve kondisyon
programına katılın.
" Yarışma ve antrenmanlardan önce ısının
" Yarışma ve antrenmanlardan önce bölgeyi bandajlayın.
" Uygun koruyucu ayakkabılan tercih edin.
TIBBİ YAKLAŞIM
Doktor teşhisi
" Uygun bandaj, bazı zamanlarda alçı
" Rehabilitasyon süresince kendi kendine bakım
" Fizik tedavi
" Cerrahi müdahale
Tan Yöntemi:
" Belirtilerin gözlenmesi.
' Öykü ve bir doktor muayenesi
' Kırık olup olmadığını anlamak için o bölgenin röntgen filmi.
" ultrasaund. manyetik rezonans görüntüleme
Olası Komplikasyonlar:
" Aktivitelere erken dönüldüğünde iyileşme süre recinin uzaması
Tekrarlayan sakatlanmaları takiben stabil olmayan mayan veya hareketsiz ayak bileği
' Kemiğe yapışma yerinde enflamasyon (peri-ostit)
" Sakatlanmanın uzaması
İyileşme Süresi
Eğer ilk sakatlanmaysa aktivitelere dönmeden önce uygun bakım ve yeterli iyileşme süreci kalıcı bir sakatlanmayı önleyebilir. Kopan bağ veya ten donların iyileşme süreci kemik kırığının iyileşme süreci kadardır.
Hafif yırtıklarda =2-10 gün
Orta yırtıklarda = l O gün 6 hafta
Şiddetli yırtıklarda = 6-10 hafta
Tekrarlayan bir sakatlanmaysa yukarıdaki komplikasyonların hepsinin oluşması mümkündür.
TEDAVİ
Not : Doktorunuzun önerilerini takip edin. Bu bilgiler destek amaçlıdır.
İlk Yardım :
R.l.C.E. protokolün takip edin. Bu protokol dinlenmebuz, kompresyon ve elevasyondan ibarettir.
Tedavinin Devamı:

Eğer splint veya alçı kullanılıyorsa parmaklan serbest bırakın ve arada bir egzersiz yapın. Eğer splint veya alçı kullanılmıyorsa;

Günde 3-4 kez 15 er dakikalık buz masajı yapın

ilk 72 saatten sonra eğer daha iyi hissediyorsanız, buz yerine sıcak tedaviye başlayın. Isıtıcı lam balar, sıcak duş, sıcak merhem, ısıtıcı pamad veya ısıtıcı krem ve merhemler kullanılır.

Mümkünse havuz tedavisi yapınız.
"Tedavi sırasında bileğide saracak şekilde elastik bandaj sarın. Ayakkabının topuğunu yüksel tin,
Rahatlığı sağlamak ve ödemi azaltmak için sık sık ve hafif masaj yapın. haç:
Hafif rahatsızlıklar için, aspirin, parasetamol ve ya ibuprofen kullanabilirsiniz, toka krem ve merhemler kutanın.
Doktorunuz suntan reçete edebilir:
' Kuvvetli ağrı kesiciler
" Ağrıyı azaltmak için uzun süreli lokal anestezik enjeksiyonu
' Enfeksiyonu düzenlemek için bazen kortizon enjeksiyon Aktivite :
Orta ve şiddetli yırtılmalarda en az 72 saat kol tuk değneği kullanın. (Alçı veya splinte daha uzun)
Ağrı tamamen geçtikten sonra normal aktivitelere başlayın.
DM:
Et, balık, tavuk, peynir, süt ve yumurta gibi bol proteinli yiyeceklerle dengeli ve iyi beslenin. Hare-ketsizlikten oluşan kabızlığı önlemek için bol sıvı alın.
Rehabilitasyon:
Destekleyici bandajlara ihtiyaç kalmadığı za man günlük egzersizlere başlayın.

DOKTORUNUZU ARAYINIZ
"Orta ve şiddetli yırtılmalarda veya 10 günden fazla süren hafif yırtılmalarda,
" Tedaviye rağmen ağrı ve şişlik gittikçe kötüle-şiyorsa.

Alçıda ağrılar meydana geliyorsa,
" Ağrı, sakatlanan bölgenin aşağısında, hissizlik ve üşüme, şişme
' Tırnaklarda mavi veya gri renk oluşumu

Kas Yaralanmaları
Ya doğrudan şiddete bağlı (darbe, çarpma; bkz. incinme) yada dolaylı olarak ani güçlü, koordinesiz kas hareketleri ve aşırı zorlanma koşulları nedeniyle oluşurlar. Bunun nedeni kötü hazırlanmış ("soğuk"), önceden yetersiz gerilmiş ya da yorgun bir kas sistemi de olabilir.
Kas kopması
Kasın aniden aşırı gerilmesiyle, çoğu zaman kas lifi yırtılması ve bölgesel kan birikmesiyle birlikte olur.
Tanı
Belirgin, basınçla ağrı, kas sertliği, hareket sınırlaması ve yüklenmede ağrı görülür.
İlk Yardım
Soğuk kompres uygulanır, koruyucu sargı sarılır (elastiki bandaj, Sport-Tape). Yaralı bölgeye masaj yapılmaz! Spor çalışmasına ve yüklenmeye devam etmek için dondurucu sprey kullanılmaz.
Tedavinin devamı
Yüklenme ağrısına ve işlev azalmasına göre bir kaç gün için spora ara verilir. Daha sonra kendi kendine kas gevşetmealıştırmaları,etkilihareketlerle alıştırma tedavisi, sıcak banyo uygulaması; elektrik tedavisi(Diadinamik, Nemektrodyn); yapılanma antrenmanı uygulanır. Hiçbir tedavi önlemi ağrıya yol açmamalıdır!
Kas Yırtılması
Büyük ölçüde kas yırtılması ya da kasın tamamen ortadan yırtılması ya da kopması.
Tanı
Şiddetli, batıcı ağrı, kas krampı, şişlik ya da farklı miktarda kanama (Kas kılıfı içindeki kanamada ağrı artar), işlevin engellenmesi olur; yüklenme kapasitesi yoktur. Birbirinden ayrılan kas uçları arasında çoğu zaman elle hissedilebilir hafif bir çökme görülür.
İlk Yardım
Soğuk uygulanır (nemli- soğuk pansuman, buz kompresi). Spor yapma yetisini tekrar kazanmak amacıyla dondurucu sprey uygulanmaz. Basınçlı
sargı, koruma ve Bk günlerde fazla yüklenilmemelidir. Akut dönemde sıcak
kompres uygulanmaz, masaj yapılmaz.
Bazı durumlarda cerrahi girişim gerekir. Bu nedenle hareket sınırlamalarında
veişlevin aşırı azaldığı durumlarda doktorun tanı vetedavisi kesinlikle
gereklidir.
Tedavinin devamı
1 ile 3 hafta sonra (kasın yırtılma derecesine göre) germe alıştırmalarıyla birlikte işlevel alıştırma tedavisi ve etkin hareketler (hareket banyoları da) , bundan başka sıcak kompresler, elektrik tedavisi (Nemektrodyn, Diadynamik), masajlar yapılır. Ancak bunlar doğrudan doğruya yaranın olduğu yere değil, sadece etrafına uygulanır. Küçük kas lifi yırtılmaları 2 ile 3 hafta sonra iyileşir. Daha büyükçe kas yırtılmaları için yaralanmanın derecesine ve yerine göre tam bir iyileşme için 6 haftaya kadar bir süre hesaba katılmalıdır. Yaralanma, kasın bütün kuvvetine ve gerilebilirliğine ulaşması, ayrıca kasa ait olan ve de etrafındaki eklemlerin sınırsız eklem hareketliliğine ulaşmaları durumunda iyileşmiş demektir. Yaralı kasa yapılacak çok erken bir yüklenme çoğu zaman kalıcı işlev azalmasına neden olur.
Bu nedenle rehabilitasyon evresindeki tedavi önlemlerinin uygulanmasına son derece dikkat edilmelidir. Bağımsız da yapılabilen söz konusu rehabilite edici alıştırma tedavisinin süreci kısaca şu biçimde özetlenebilir:
1. Kuvvet alıştırması olmaksızın yaralı kası germe alıştırmaları;
yaralı olmayan karşı tarafa kuvvet alıştırması yapılarak germe hareketleri
2. Yüklenme düzeyi ayarlanmış kuvvet (düşük direnç) alıştırmaları ile izometrik alıştırmalar
3. Ağrısız bölge içinde etkin bir biçimde yapılan hareketler
4. Dinamik ve izoton alıştırmalar
5. Kuvvet makinesiyle izokinetik alıştırmalar
6. Yaralı kaslarıvede gerekli koşullarda antagonist (karşıt) kas işlev gruplarını dikkatlice germe alıştırmaları
7. Koordinatif kas antrenmanı:
Nörofizyolojik kışımın giderek arttırılması alıştırmalar fizyoterapist tarafından
yaptırılır.
8 Yaralı kışımın yükünün giderek arttırılması
9. Antrenman yüklenmesinin artması- özgül yüklenme antrenmanı
10.Kas gerdirme alıştırmalarının (Stretching) uzunsüreli ve tutarlı biçimde uygulanması.
Kas Kılıfının Yırtılması
Gergin kaslara doğrudan doğruya bir darbe ya da çarpma sonucunda (kas fasyalarının yırtılması) kılcal damarlarının yırtılmasıyla oluşur.
Tanı
Basınçla ve hareket ederken ağrı, şişlik, orta derecede kanama, işlev engellenmesi olur. daha sonraki kas gerilmesinde yaralı bölgede elle hissedilebilir bir kabarıklık (Kas fıtığı) görülür.
İlk Yardım
S-B-Y Önlemleri: Soğuk uygulanır ( buz kompresi, nemli-soğuk kompresler), basınçlı sargı sarılır, yüksekte tutulur ve yükü hafifletilir.
Tedavinin Devamı
Çoğu zaman cerrahi müdahale gerekir (kas kılıfının dikilmesi). Son olarak 3 hafta yükü hafifletilerek korunur, destekli bandaj, yükü hafifleten işlevsel sargı uygulanır, kas alıştırma programı (kas yırtılmasında olduğu gibi), hareket banyoları uygulanır, yüklenme giderek arttırılır.
Ancak kas işlevinda ağrı olmaması ve eklemlerin rahatça hareket ettirilmesi durumunda spor yapılabilir.

Burun Kanamaları

Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarınatıp dilindeepistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde,genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolaydurdurulur ve korkulacak bir şey yoktur.Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarınıdurdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip,burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdannefes almasını ve yutkunmasını söylemektir. TANIM: Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır. Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi yeterlidir. Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır. ÖN KANAMALARIN DURDURULMASI Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız:Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.) Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. )KANAMA DURDUKTAN SONRA YENİDEN KANAMAYI ÖNLEMEK Sümkürmemeye dikkat ediniz. Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız.TEKRAR KANAMA OLURSA Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız. Doktorunuzu arayınız.NE ZAMAN DOKTORU ARIYALIM YADA ACİL SERVİSE BASVURALIM? Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa; Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa. Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa.

Böcek sokmaları

Yaz aylarında, böcek sokmalarının arttığını bildiren uzmanlar, özellikle zehirli böcek, yılan ve sineklere karşı dikkatli olunması tavsiyesinde bulunuyor. Böcek sokmaları ve ısırmaları; alerjik reaksiyonlara ve nadir olarak enfeksiyonlara neden olabileceği için göz ardı edilmemesi gerekiyor.Yaz aylarında daha çok sivrisinek ve arı sokmalarıyla karşılaşılsa da açık mekanlarda daha çok vakit geçirildiği için akrep, kene, örümcek vs. gibi canlıların da sokmalarıyla karşılaşılabiliyor. Sema Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Serpil Özyılmaz, sivrisineklerin çok yoğun olduğu bölgelerde sinek kovucu ilaçlar kullanılmasını öneriyor. Korunma yöntemleri Otların üzerinde açık ayakkabı ve çıplak ayakla yürümeyin. Pikniğe, çocuk bahçesine veya ağaçlık alanlara giderken parlak renkli, kol ve bacağı açıkta bırakan giyecekler giymeyin. Ağzı açık kalmış teneke kutulardan ve şişelerden içecek içmeyin. Ev ve arabaların camları kapalı tutun. Çöp tenekelerinin ağzını kapalı tutun. Ev dışında yenilen yiyeceklerin paketleri kapatılmalı, uzun süre ağzı açık bırakılmamalı. Çok yoğun ve çiçekli kokular sürmeyin. Arı görüldüğünde panik yapmayın.Dr. Serpil Özyılmaz böcek sokmalarında uygulanması gerekenleri şöyle sıraladı; Isırılan bölgeye soğuk uygulayın Ağrı varsa ağrı kesici ilaç alınabilir Yara yerini temizleyin ve temiz tutun Isırılan bölgede şişlik, kızarıklık ve sıcaklık olursa bir sağlık kuruluşuna başvurun.Arı sokmaları hakkında bilgi veren Dr. Serpil Özyılmaz; arı sokmasında da, buz uygulamasının yararlı olduğunu belirtti. Ancak, arı sokmasına karşı bazı kişilerin alerjisi olabilir. Mide bulantısı, kusma, nefes almada zorluk çekme, gözlerin etrafında, dudaklarda veya boğazda şişlik bunun belirtileridir, hatta bilinç kaybı görülebilir. Arı sokmasına karşı aşırı duyarlılığı olan kişiler, doktorunun verdiği ilaçları mutlaka yanında bulundurmalıdır, dedi.

Boğaza kaçan yabancı cisimde ilkyardım

Boğaza takılan yabancı cisim, elle ulaşılabiliyorsa elle çıkarılır. Aksi takdirde çocuksa baş aşağı tutularak, büyükçe iki kürek kemiği arasına vurularak yardım edilir.
(Editör) Bu müdahaleler sonucunda yabancı cisim çıkmıyorsa ve boğazın arkasında yerleşmişse başka araçlarla çıkartılmaya çalışılmamalıdır çünkü bulunduğu yerden kurtulup soluk borusuna kaçabilir. Böyle bir durumda hemen acile başvurulmalıdır.
Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders

Bilinç kaybında (Bayılmada) ilkyardım

Beyine giden kan miktarının azalması sonucu, beş duyu organından gelen uyarılara geçici olarak cevap verememe haline bilinç kaybı, ya da bayılma denir. Bu durumdaki bir kişi, sözle ya da dokunarak kendisine ulaşmaya çalışan ilkyardımcıya cevap veremez, ancak, ağrı yaratan bir uyarana refleks karşılık verir.
Basit bayılmalar genellikle uzun süren açlıklar, ağır yorgunluk, uykusuzluk, ani korku ya da acılar sonucu olarak ortaya çıkar.
Bu durumdaki bir kazazedeye ağızdan yiyecek, içecek verilmez, giysileri rahatlatılır, ayakları yukarıya kaldırılır, kusma olabileceği için yan güvenli pozisyonda tutulur. Kendine gelmeye başlayan kazazede hemen ayağa kaldırılıp, yürümeye zorlanmamalıdır.
Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

Besin zehirlenmesi

Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanma ve sunulma aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmaması, besin zehirlenmelerinin önemli bir sorun haline gelmesine yol açıyor. Süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamülleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer alıyor. Akdeniz diyetinin vazgeçilmez unsurları olan meyve ve sebze ağırlıklı beslenmenin en sağlıklı beslenme biçimi olduğunda uzmanlar birleşiyorlar. Fakat Türkiye'de sebze ve meyve açısından bolluk ve çeşitliliğe rağmen besinlerin saklanması, pişirilmesi de büyük önem taşıyor.Besinlerin hazırlanması sırasında temizlik kurallarına gereken özenin gösterilmemesi, besin zehirlenmelerine yol açabiliyor. Besin zehirlenmeleri kontamine yiyecek ve içeceklerle oluşuyor. Besinler ve içecekler infeksiyona yol açan mikroorganizmalarla veya toksit maddelerle bulaştıklarında zehirlenmeye neden oluyorlar. Bunların yanısıra nadiren yenilmemesi gereken bir bitki veya hayvanın yenmesi de besin zehirlenmesi tablosunu ortaya çıkarabiliyor.Besin zehirlenmeleri az gelişmiş ülkelerde daha sık gözleniyor. Bunda yetersiz çevre koşulları, toplumun düşük eğitim düzeyi de önemli rol oynuyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Şadiye Yücel Kutbay (
), "Gelişmiş ülkelerde de besin zehirlenmesi görülüyor. Bunda ise artan yaşlı nüfus, bağışıklığı baskılanmış hasta sayısındaki yükseliş, çok büyük ölçeklere varan besi hayvancılığı ve tavukçuluk nedeniyle potansiyel rezervuarların artması etkili oluyor. Ev dışında daha çok yemek yenmesi de zehirlenmelere neden olan faktörler arasında yer alıyor" diye konuşuyor. Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanması ve sunulması aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmamasının besin zehirlenmelerinin önemli bir sorun haline gelmesine yol açtığına işaret eden Dr. Şadiye Yücel Kutbay, sözlerini şöyle sürdürüyor:"Kişisel hijyene dikkat edilmemesi, suların kirli olması, lağım sularının uygun şekilde izolasyonunun yapılmaması, dezenfeksiyonun yetersiz olması, taşıyıcıların tedavi edilmemesi, besin zehirlenmelerine neden oluyor. Besin zehirlenmelerinin belirtileri tabloya yol açan bakterinin özelliğine göre değişiyor. Ancak pek çoğunda, bulantı, kusma, ateş, karın ağrısı, kanlı-mukuslu olabilen ishal, özellikle kolera gibi şiddetli ishal ile seyreden tablolarda su kaybı belirtileri ile oluşuyor. Süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekleri, tavuk mamülleri diğer kümes hayvanlarının etleri ile hazırlanan yiyecekler, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski yüksek yiyeceklerdir." Neler yapılmalı? Besinlerin henüz çiğ olduğu dönemde hijyen kurallarına sıkı bir biçimde uyulması enfeksiyon önlenmesinde alınacak en etkili önlem olarak kabul ediliyor. Bunların yanısıra canlı hayvanların hastalıklardan korunması, hasta ya da taşıyıcı hayvanların yok edilmesi, insanlar için toksik düzeylere ulaşabilen ilaçların hayvanlara verilmemesi, kesim işlemlerinin yapıldığı yerlerin de temiz olması gerekiyor. Pişmiş besinlerin yeteri kadar soğuk olan dolaplarda saklanmadan tekrar tekrar ısıtılarak yenmesinin de, kalabalık kitlelerin besin zehirlenmesindeki en önemli neden olduğunu vurgulayan Dr. Kutbay, "Salmonellesis kaynağı olabilen yumurtalar, 3 hafta içinde tüketilmeli, satış yerlerinde 20 derecede, evlerde 8 derecenin altında saklanmalıdır. 10 dakika süreyle besin maddelerinin kaynatılması, (50-55 derece) parazitleri ve bakteriyel patojenlerin çoğunu öldürür" diye konuşuyor. Tedavi nasıl yapılıyor? Besin zehirlenmelerinin tedavisinde sıvı ve elektrolit kayıplarının yerine konması temel prensip olarak kabul ediliyor. Ağızdan dehidratasyon tedavisi ile kaybedilen sıvının yerine konulmaya çalışıldığını belirten Dr. Şadiye Yücel Kutbay, şöyle devam ediyor:"Şayet bulantı, kusma, şiddetli ise sıvı kaybı bulguları mevcut ise parenteral sıvı tedavi uygulanır. İshal tablosunda ağızdan beslenme kesilmemelidir. Spazmotik ilaçların ishal tedavisinde yeri yoktur. Özellikle invaziv bakterilerin neden olduğu tablolarda barsak hareketlerini azaltarak infeksiyonun yayılmasına yol açabilir. Klinik bulgular ile düşünülen bakteriyel enfeksiyona uygun antibiyotik tedavisine başlanır. Başlangıçta yapılan dışkı kültürleri ile tabloya yol açan bakteri tanısının konulması mümkün olabilir. Her besin zehirlenmesinde antibiyotik etkili değildir. Besin zehirlenmelerin seyri iyi bir destekleyici tedavi ve uygun antibiyotiklerle oldukça iyidir ve genellikle komplikasyona yol açmazlar." Bakteri türü Kuluçka süresi Belirtileri Bulaştığı besinlerStafilacocous aureus 2-4 saat kusma, karın ağrısı, ishal, dondurma, krema, mayonez, patates salatası Basillus Cereus 1-6 saat karın ağrısı ve kusma tahıldan yapılan yemekler pilav ve süt ürünleri Clostridrum perfingens Tip A 8-14 saat kramp şeklinde karın ağrısı, ishal, pişirilip saklanmış etler nadir olarak ateş ve kusma Vibrio parahaemolyticms 12-24 saat ishal ve karın ağrısı deniz ürünleri Compylobacter feyuni 1-7 gün ateş, aşırı gaz, ishal, karın ağrısı süt, dondurma ve kontamine besinler Versinia enterosolitica 1-7 gün ateş, kanlı ishal, karın ağrısı süt, dondurma ve kontamine sular Salmonella infeksiyonları 6-48 saat karın ağrısı, ateş ve ishal süt, süt ürünleri ve yumurta Shigella türleri 24-72 saat karın ağrısı, ateş, kanlı mukuslu ishal kontamine su ve besinler E. Coli tipleri tiplerine göre şiddetli ishal karın ağrısı, kontamine su ve yiyecekler kuluçka süresi değişir ateş, bazen kanlı ishal,Kolera 24-72 saat şiddetli ishal ve dehitratasyon kontamine su ve besinler Clostridum batinilum 12-72 saat görme bozukluğu, yutma güçlüğü, ev konserveleri.

Barotravma (Hava Basıncı Travması)

Orta kulaktaki hava basıncı dış kulaktakine eşittir. Bunu östaki borusu sağlar. Bu boru orta kulağı burnun gerisine bağlayan dar bir kanaldır. Yutkundugunuz veya esnediğiniz zaman açılır ve böylece orta kulağa hava girer vay çıkar. Eğer östaki borusu kapalı kahırsa kulak, zarının iki yanındaki basınç eşit olmaz. Bu duruma barotravma veya barotitis mediya denir.
Belirtiler
- orta derecede veya şiddetli kulak ağrısı
- Kulakta dolguniuk hissi
- Hafif, işitme kaybı.
- Baş dönmesi.
- Kulak çınlaması (Tinnitus)
Teşhis
Burnunuz tıkalıysa, (alerji, soğuk algınlığı veya boğaz enfeksiyonu) eğer uçar veya dalarsanız barotravma belirtileri yaşarsınız. Bir kulakta ağrı, hafif işitme kaybı veya kulakta doluluk hissi duyarsanız bu, hava basıncındaki değişiklik nedeniyle kulak zarının içeri doğru itilmesinden kaynaklanabilir.
Hava basıncındaki farklılık artınca veya östaki borusu tamamen kapanınca daha ciddi bir problem doğabilir. Orta kulağın ince damarları çatlar ve kanar. Kan orta kulağı doldurur ve işitme kaybı olur, insan su altındaymış hissi duyar.
Barotrauma belirtileri başladıktan birkaç saat sonra geçer. Bu ciddi bir yaka değildir ve kalıcı işitme kaybı yapmaz. Gene de eğer barotraumadan şüphelenirseniz doktorunuza görünün. Kulağınızı muayene edecek ve enfeksiyon kapmanızı önlemek üzere durumu kontrol altına alacaktır.
Tedavi
Eğer tıkalı burunla uçmak mecburiyetindeyseniz, havalanmadan ve ya inişe geçmeden bir saat önce dekonjestan etkili ilaç veya antihistamin alın. Bu östaki borusunun kapalı kalmasını önler. Uçuş sırasında yutkunmayı sağlamak için şekerleme emin veya çiklet çiğneyin. Böylece östaki borusu açık kalır. Bunu yapmanın bir başka yolu da havayı içine çekip burnu ve ağzı kapalı tutarak yavaşça havayı dışarı vermeye çalışmaktır.
Eğer birkaç saat içinde belirtiler kaybolmazsa, doktorunuzu görün. Tedavi bir cerrahi müdahale ile kulak zarını geçip oradaki sıvının boşaltılmasını gerektirebilir. Ayrıca doktorunuz orta kulak enfeksiyonunu önlemek için antibiyotik de verebilir.

Alkol zehirlenmesi

Etanol: Etanol, ABD’de ve reçete edildiği bir çok bölgede en çok kullanılan ve de kötüye kullanımı en çok intoksikandır. Bira,tüketilen miktarı gözönüne alındığında en çok tüketilen 4.içecektir.(su,süt,kahve) son senelerde Amerika’da etanol tüketiminin%25’ini oluşturmaktadır. Distile edilmiş içecekler%40-50 etanol volümu içermektedir. Şarabın etanol volümü %2-6’dır.Ayrıca etanol, kolonyanın, ağız gargaralarının ve bazı ilaç preparatlarında da mevcuttur. Etanol kullanımının medikal, psikiyatrik, sosyal, legal ve halk sağlığı kullanımları acil doktorlarınca iyi bilinmektedir. Acil departmanları intoksike kişiler için uygun bir ortam sağlanmalıdır. Bölgeye bağlı olarak etanol rastgele seçilmiş acil hastalarının %15-40’ının kanında tesbit edilmiştir. Acil hekimleri ve diğer servis uzmanları etanol bağımlılığı olan hastaların %50 ‘sini tesbit edememektedir. Alkolizmin tanısında Michiganalkol tarama testi önemlidir. Patofizyoloji: Etanol, nöronal aktiviteyi inhibe eden bir sss depresanıdır. Bunu da hücre membranları üzerindeki etkisiyle gerçekleştirilir. Düşük kan konsatrasyonlarında genellikle davranışsalstimülasyon gözlenir. Etanolla benzodiazepinler ve barbtüratlar gibi sedatif hipnotikler arasında crosstolerans gerçekleşebilmektedir. Absorbsiyon özefagus ve ağızdan küçük bir oranda, mide ve kalın bağırsaktan orta oranda temel olarakta ince bağırsağın proksimal kısmında gerçekleşmektedir. Etanol metabolizmasındaki cinse bağlı farklar benzer dozda alındıktan sonra kadınlarda daha yüksek kan etanol seviyesi görülmesini açıklamaktadır. Kadınların etanol için dağılım hacmi(0,6 lt/kg) erkeklere göre (0,7 lt/kg) daha küçüktür ve daha düşük bir ilk geçiş(first pass) metabolizmasına sahiptir.Çünkü kadınların gastrik duvarlarında erkekler göre daha az alkol dehidrogenaz bulunmaktadır. Alkolün kan konsatrasyonuna bağlı olarak %2-10’u ter, idrar ve akciğerler aracılığıyla atılmaktadır. Kalan kısım ise 2 pathways ile karaciğer ile asetaldehite çevrilmektedir. Hücrede NAD’ı kofaktör olarak kullanan sitozol alkol dehidrogenaz asetaldehid üretir. Bu da daha sonra aldehitdehidrogenaz tarafından metabolize edilir. 2. Pathway ise; klinik olarak kan etanol konsantrasyonlarında önem kazanır ve etanolun tekrozomal alkol oksidayzing sistemidir. Klinik özellikler : Etanol intoksikasyonunun belirti ve bulguları; konuşma bozukluğu, histagmus, disinhibe davranışlar, sss depresyonu, azaltılmış motor koordinasyon ve kontrol. Etanole bağlı total perferal rezistanda azalma ve volum kaybı sonucunda her zamanki kan basıncında azalma yada hipertasiyon ve reflex taşikardi de gözlenebilir. Hipertansiyon bulunduğunda etanol intoksikasyonu dışındaki sebeplerde gözönüne alınmalıdır. Aakut intoksikasyondaki morbidite ve mortalite sıklıkla motorlu araç çarpışmalarına bağlı kazasal yaralanmalar sonucunda görülür.Buradaki sebep ise etnolün sebep muhakeme ve fiziksel yetenekteki azalmadır. Toleras sebebiyle intoksikasyon derecesiyle kan alkol seviyesi zayıf bir korelasyon göstermektedir. Alkol alışkanlığı olmayan kişilerde 400-500Mg/dl konsantrasyonlarda bile respiratuar depresyona bağlı ölüm görülebilirken bazı alkoliklerde 400mg/dl’de kan konsantrasyonu gibi minimul intosikasyosyonlarında görülmesi seyrek değildir. Bir çok yerde motorlu arç kullanmak için belirlene alkol intosikasyon dozu 100 yada 80mg/dl’de kabul edilmesine rağmen, 5mg/dl kadar küçük bir seviyenin bile engelleme yapabileceği gösterilmiştir. Tedavi: Akut alkol intoksikasyonunun tedavisi klinik stabilite sağlanana kadar gözlem ve eşlik eden yaralanma ve hastalıklara müdahaleden oluşur. Komplikasyon yaralanmaları veya medikal durumları değerlendirmek için dikkatli bir muayneye yapılmalıdır. Eğer başka bir anomali yoksa, hafif ve orta derecede intoksikasyon için etanol seviyesi gerekli değildir. Ama birçok enstitü etanol, metanol ve isopropranol için kan alkol seviyesi ölçümü önermektedir. Alkol seviye ölçümünün bir avantajında şüphe edilmeyen metanol ve isopropranol intoksikasyonu tespitidir. Her bir alkolün ölçümü spesifiktir ve birbirleriyle çapraz reaksiyon göstermez.Hipoglisemi, hasta başı ölçümüyle ekarte edilmelidir. Etanol aktivive chercoal’a bağlanmaz., yani başka adsorbahle bir madde alınmamışsa, kullanılması gereksizdir. Belirgin bir şekilde intoksikasyona uysa bile şiddetli sss depresyonu olan alkoliklerde tiamin verilmelidir. Nutrisyonel statü genellikle eksik olduğundan IV solusyon folat ve diğer vitaminler eklenir. Hafif ve sito derecede intoksikasyon olan hastalar genellikle IV yol gerektirmez ta ki volum kaybına bağlı klinik bulgular ortaya çıkmadıkça alkoliklerde genellikle glikojen düşük olduğundan IV %5 dextoz ve %9’luk NaCl içermelidir. Dikkatli ve seri gözlem önemlidir. Mental statüdeki bozulmalar etanol dışındaki sebeplere 2° olarak düşürülüyorsa bağımlılığı olmayan hastalar etanolü kandan saatte 15-20mg/dl hızla elimine ederlerken alkoliklerde bu hız saatte 25-35mg/dl’dir. Etanol alımına 2°sss depresyonu olan hastaların çoğunda acil servise başvurudan sonra geçen birkaç saat içinde iyileşme görülür. Ssolunum depresyonu, hipoventilasyon ve eğer şiddetliyse nadiren ileri havayolu müdehalesini gerektiren CO2 retansiyonuyla sonuçlanabi lir.Alkoliklere başka ilaç kullanıp kullanmadıkları da sorulmalıdır. Geçmişte etanolün yerine veya etanolle birlikte metilen ve etilen glikolde kullanılmaktay dı. Bugünse alkoliklerin en sıkı kullandıkları ilaç kokaindir. Bu ilaçların birlikte kullanılmasının çekiciliği koka-etilen gibi kokaine göre kokain rec’lerine 4OX daha fazla affiniteni olan ve dolayısıyla çok daha patent intoksikan olan retobolitlerle ilgilidir. 2 ilacı aynı anda kullanan kişilerde sadece kokain kulla nan kişilere göre ani ölüm hızı 2OX daha fazladır.(Etanol osmolol gap’in en sık sebebidir.)Metanol ve etilen glikolde daha büyük bir anyon gaplı wet.asidoz oluşur. Atılım(Dispositilen): Akut etanol intoksikasyonu olan hastalar nadiren sırf bu problemin tedavisi için hastaneye başvururlar.Ancak kanında yüksek düzeyde etanol olmasına rağmen klinik olarak ayık görünen hastalar problemyaratmaktadır. ISOPROPRANOL: Isopropranol (isopropil alkol) evlerde temizlikte kullanılır. Endüstride çözücü ve dezenfekte olarak kullanılır. (Antifreeze olarak ) Zehirlenme genellik le oral alımla olurken, az havalanan yerlerde inhalasyon yoluyla olabilir. Esas metaboliti asetandır. Ama metanol ve etilen glikolün metabolitleri gibi göz, böbrek, kardiak ve metabolik foksisiteye sebep olmaz. Isopropranol etanolün sss depresyonunda 2X daha fazla depresyon yapar ve vücutta kalış süresi etanole göre 2-4X daha fazladır. Bu özelliğinde dolayı alkolikler yada intihar teşebbü sünde bulunan kişiler tarafında nadiren kullanılır. Etanolde sonra en çok kullanı lan alkol isopropanoldur.Etanolden daha toxsik ama metanol ve etilen glikolden daha az toksiktir. Patofifiyoloji: Berrak, uçucu, acı, yakıcı, aromatik kokulu bir likit. Akmdan sonra hızlıca absorbe olur. %80’i ilk 30 dk.’da tamamı ise 2 saat içinde absorbe olur. Az ve klinik olarak önemsiz bir miktarda tükürük bezleri ve mide tarafından sekrete edilir. Böbrekler absorbe edilen dozun %20-50’sini değişme den atar ama esas metabolizmanın KC’de asetona dönüşümle olur. (Alkol detfaze ile) Aseton®Asetat®Formikasit®CO2 dönüşümü olur. Daha sonra hafif asidoz olabilir. Ancak metanol ve etilen glikolin tersine isopropanol ve metaboltlerine bağlı belirgin asdoz görülmez. Taksisitlerinin en önemli göstergesi katonemi ve katonüridir.(Kan glukoz seviyesi artırımında veya glukozuri olmadan) Bu özelliği, Etilen glikol ve metanolden ayımaya yardım eder. Yarılanma ömrü (etonol yokluğunda) 6-7 saat, asetonun yarılanma ömrü 22-28 saattir. Dolayısıyla uzamış semptomatolojinin sebebi asetonun yarılanma ömrünün uzun olmasıdır. Isopropanolun asetona metabolize oluşunu önlemek için etanol verilmez. %70’lik bir isopropanolun toksik dozu 1 ml/kg, yetişkindeki letol dozu 2-4ml/kg. 0,5ml/kg dozundan bile semtomlar ortaya çıkabilirken, totalde 1lt bile alımında survey rapor edilmiştir.Çocuklar özellikle duyarlıdır.3 defa yutkunmak bir miktarla bile semtomlar ortaya çıkarabilir. Klinik Bulgular: Semtomların başlaması 30-60dk. İçinde olur ve birkaç saat içinde pik yapar. Nistagmus genellikle vardır, şiddetli zehirlenme bulguları , erken başlangıçlı koma, solunum depresyonu ve hipotansiyondur. Masif injesyon periferik sd.’a 2°hipotansiyona sebep olur. Ciddi disritanller nadirdir. Gastrik irritasyonun 2°hemorojık gastrit erken dönemde görülür ve isopropanol injesyo nunun çarpıcı bir bulgusudur ve N/V, karın ağrısı ve üst GIS ---------sebep olur. Azalmış glukoneogeneze 2° hipoglisemi görülebilir. Daha az görülen komplikasyonlar; Hepatik disfonles, ATN, myoglobünüri, anemi, rabdonyoliz ve myogotidir. Nefeste temizlikte kullanılan alkollerin kokusu duyulduğunda, glukozüri ve hiperglisemi olmadan görülen ketonüri ve ketonemi ile ilişkili asidoz (ve artmış osmolol gap)varlığında intosikasyonundan şüphelenmelidir. Eğer asidoz varsa hafiftir. Tedavi:İntoksikasyonda şüphelendiğinde IV yol açılmalı, kan glukozu bakılmalı ve endi kasyon varsa tiamin ve naloxon verilmelidir. Sss veya solunum depresyonu açısından hasta monitörize edilmelidir. Isopropanol hızlı absorbe olduğundan gastrik lavajın yararı yoktur. Aktif kömür ısopropanolu zayıf bağladığından gerekli değildir. Ciddi şekilde etkilenmiş hastalarda entübasyon ve solunum desteğine ihtiyaç vardır. Hipotansiyon genellikle IV sıvı yüklenmesine cevap verir. Şiddetli vakalarda pressor madde desteği gerekir. Şiddetli hemorojik gastrit varsa kas transfüzyonu endikedir. Asidoz genellikle hafif olduğundan, önemli bir asidozla karşılaşıldığında buna neden olabilecek diğer nedenler araştırılmalıdır. Örneğin eğer hasta hipotansifselaktik asidoz düşürülmelidir. Hhemodinamik instabiliteye neden olan klasik tedaviye cevap vermeyen hipotansiyonda ve ispropanol seviyesi 400ml/dl olduğu durumlarda hemodiyaliz endikedir. Böylece hem ispropanol hem de aseton elimine edilir. Periton diyalizi daha az etkilidir. Letarjisi veya uzamış sss depresyonu olan hastalar hospitalize edilmelidir. 6-8 saat asemtomatik kalan hastalar taburcu edilebilir, danışma hizmeti sunulmak yada psikiatrik değerlendirme yapılmalıdır. METANOL: Odun ispirtosu olarak bilinir. Bboya çıkarıcıların intifreeze içinde bulunur. Odun distilasyonu ile elde edilir. Zehirlenmesi genellikle ya viskiye karışmasıyla kazara ya da bilinçli olarak intihar için kullanılır. Metanol toksisitesi 2 toksik metabulitin oluşmasına dayanır: Formoldehit ve formik asit. Bu noktadan hareketle tedavi strateji leri bu metabulitlerin oluşmasını engellemeye yada onların vücuttan uzaklaştırılmasına dayanır. Patofizyoloji: Renksiz, farklı kokusu olan uçucu bir likittir. GIS’ten iyi absorbe olur. İngenze edildikten 30-90 dk. Sonra pik seviyeye ulaşır. Toksisite genellikle oral alımdan sonra olmakla birlikte, önemli ölçüde absorbsiyon AC veya deri yoluyla da olabilir. Hafif toksisiteden sonra serum yenilenme ömrü 14-20 saat, şiddetli toksisiteden sonra 24-30 saattir. Alımı takiben en yüksek konsantrasyon böbrek, KC ve GIS’te görülürken, vitrous humar ve optik sinirde de seviyesi yüksektir. Metanolün çoğu (%90-95) KC’den, %22-5’ böbrekten minimul bir kısımda AC’ler yoluyla excrete edilir. Toksisitenin nedeni metanolun KC’de alkoldehidrojenaz------- ile formaldehit ve formik asite dönüşümü dür. Formik asit birikimi klinik semtomların ile ilişkilidir. Burada görülen laktik asidozun nedeni; formik asitin mitokondrial solunumu inhibe edici etkisi ve bunun sonucunda görülen doku hipoksisidir.Retinada formaldehit oluşumu özellikle kör sarhoş diye tanımlanan körlüğe neden olan optik papillit ve retinal ödeme yol açar. Formik asitin CO2 ve H2O ya yıkılmasında folat bir kofaktör olduğundan folat eksikliği olan alkolikler metanol toksisitesine daha fazla duyarlıdırlar.Toksisiteye neden olan metanol miktarı değişiklik gösterir.%40 lık solusyondan 15ml kadar küçük dozlarda bile ölüm rapor edilmiştir.Ancak 30 ml lik %40lıksolusyon letal doz olarak kabul edilmesine rağmen 500-600 ml injekte edilip yaşayan vakalar rapoa edilmiştir. Klinik Özellikler : Toksik metabolitlerine dönüşümü uzun zaman aldığından metanol zehirlenmelerine bağlı semtomlar 12-18 saatden önce ortaya çıkmayabilir.Eğer birlikte etanolde alınmışsa semptomlar daha geç ortaya çıkar. Kardinal klinik bulgular; SSS depresyonu(etanole benzer şekilde),görme bozukluğu,karın ağrısı,metabolik asidozdur.Hastaneye geldiğinde hasta konfüze ve hatta şiddetli vakalarda koma durumundaolabilir.Başağrısı,vertigo,nöbetlerde görülebilir.Görme bozukluğu insidansı yaklaşık %50dir.Bunlar ; diplopi,bukanık görme,görme keskinliğinin azalması,fotofobi,karlı bir bölgeye bakma gibi tanımlamalar,görme alanında daralma ve körlüktür.Klinisyen nistagmus,fikse ve dilate pupiller,retinal ödem,optik atrofi veya optik diskte hiperemi gibi bulgular saptayabilir.CT de parkinsonizm ile uyumlu sayılabilecek bazal gangliyon enfarktları görülebilir. Metanol potent bir mukozal irritandır ve hastaların yarıdan çoğunda şiddetli karın ağrısı ,pankreatitte sıkça rapor edilmiştir.Ancak şiddetli alıma rağmen GIS bulguları görülmeyebilir.Hipotansiyon ve bradikardi geç bulgulardır ve kötü prognozu gösterir. Hastanın gidişatı serum metanol konsantrasyonundan çok asidozun şiddeti ile ilişkilidir. Metanol zehirlenmesinin tanısı: hikaye, karekteristik klinik bulgular ve geniş anyon gap met. Asidozun bulunmasıyla konur. Tanının doğrulanması maddenin kanda gösterilmesine dayanmasına rağmen gecikmeye bağlı morbiditeden kaçınmak için uygun klinik tablo ortaya çıktığında tedaviye hemen başlanmalıdır. Endojen kaynaklardan meydana gelen metanol kons. :0,05ml/dl’dir.Asemptomatik kişilerde pik seviyesi 20ml/dl’nin altındadır. 50ml/dl’nin üzerindeki değerler şiddetli zehirlenmeyi gösterir. SSS semtomları 20mg/dl’nin üzerinde, göz problemleri 50mg/dl’nin üstünde ortaya çıkar. 150-200mg/dl üstündeki değerlerde ise ölüm riski artar. Ayırıcı tanıda etilen glikol DKA, izoniazit salisilatlar Fe laktik asidoz fenformin toksisiteleri ile üremi gibi geniş anyon gap met asidoza neden olan durumlar düşünülmelidir. Tedavi: İntoksikasyondan şüphelenildiğinde IV damar yolu açılır, kan glikozu bakılır ve endikasyon varsa tiamin ve naloksan verilir. Tedavide yer alan genel önlemler: 1-Destek tedavi 2-Asidozun düzeltilmesi 3-Toksit metabolitlere dönüşümü azaltmak için fomepizol veya eta nol verilmesi 4-Metanolu elimine etmek için ®DİALİZ Hasta alımdan hemen sonra gelmedikçe gastrik lavaj faydasızdır. Aktif kömüre zayıf bağlanır, faydasızdır. Gerekirse entübasyon uygulanır. PH’ı normale getirmek için NaHCO3verilmelidir. Çünkü metanolün görme bozukluğu gibi toksik etkileri metabolik asidozun düzeltilmesi ile bir miktar düzelir. Fomepizol başlangıç tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılır, ancak bu konuda fomepizolun etilen glikol intaksikasyonunda kullanılması kadar tecrübe yoktur. Bir alkol dehidrogenazinhibitörü olan fomepizol toksik metobolit oluşumunu önler fomepizol etanolün aksine SSS depresyonu yapmaz. Çoğu otorite erişkin metamol toksitesinde fomepizolü etanol yerine önermektedir. Ancak fomepizol kullanımı dializ endikasyonunu değiştirmez. Bazı klinisyenler ise etanolü tedavide tercih etmektedirler Çocuklarda fomepizol kullanım ile ilgili yeterli veri yoktur. Fomepizol 15mg/kg’a yükleme dozunu takiben her 12 saatte bir 10mg/kg’lık 4 dozda verilir. Her doz 30dk. Süreyle IV yavaş infüzyonla verilir. Fomepizol dializle atılacağından dialize giren hastalar da doz sıklığı arttırılmalıdır. Etanol metanol intoksikasyonunda başlangıç tedavisinde klasik olarak kullanılır. Alkol dehidrogenaza 10-20 kat daha fazla affinitesi vardır ve bunu kompetatif olarak inhibe eder. Toksik metabolit oluşumunu tamamen inhibe etmek için 100-150mg/dl’lik etanol seviyesi sağlanmalıdır. 100mg/dl’nin altındaki düzeylerde etkinlik düşüktür ve tosisite artar. Etanol IV , oral veya NG tüp yoluyla verilebilir. Ancak IV yol tercih edilir. IV yolun komplikasyonu yüzeyel tromboflebite neden olur. IV solusyon %5 dextroz içinde %10 etanol içermelidir.Oral dozda %20 yada 30luk konsantrasyon kullanılır.100-150 mg/dl etanol seviyesini sağlamak için IV yolla veya ağızdan 0,6-0,8gr/kg yükleme dozu ve saatte yaklaşık 0,11gr/kg lık idame dozu verilmelidir.eğer tavsiye edilen %5 dextroz içinde %10luk etanol kullanılırsa yükleme dozu 10mg/kg ve idame dozu saatte 1,6mg/kg olur.Eğer hasta etanol bağımlısı ise (yani artmış hepatik eliminasyon )idame infüzyonu 15gr/kgdan başlamalı. Etanol verilmesi metanol seviyesi sıfıra gelinceye kadar devam ettirilmelidir.Eğer diyalize başlamışsa etanol diyaliz edilen bir madde olduğundan etanol idame dozu daha yüksek olmalıdır.(0,24gr/kg/st) Etanol verilmesiyle hipoglisemi ortaya çıkarsa kan glikoz seviyesi takibi yapılmalıdır. Visual ve SSS disfonks. Bulguları görüldüğünde 25 mg /dl metanol seviyelerinde ,metanol seviyesine bakılmaksızın şiddetli met.asidoz varlığında ve 30ml üzerinde metanol alımında dializ yapılmalıdır. Hemodializ periton dializinden daha etkilidir.Dializ hem maddeyi hem toksik metabolitleri elimine eder.Fomepizol tedavisi alan hastalarda dializ endikasyonları değişmez. Folat metabolizmasında kofaktör olduğundan folat eksikliği olanlarda folat verilir.Bü tün hastalara birkaç gün boyunca IV 50mg/kg folat verilmesi önerilir ETİLEN GLİKOL:(EG) EG toksisitesi formaldehit ve formik asit metabolitleri oluşturan bağlardır.Tedavide formaldehit formik asit metabolitleri vücuttan uzaklaştırılır yada dönüşüm azaltılır. Patofizyoloji: EG renksiz, kokusuz,tatlı bir maddedir.Suda oldukça iyi çözünür.Oral alımda hızlı absorbe olur.AC ve deri absorbsiyonu iyi değildir.Alıcı takiben 1-4 saatte kanda pik yapar.Plazma yarılanma ömrü 3-5 saat olan EG KC ve böbrekte toksit metaboliklerine dönüşür; aldehidler , glikolat, oksalat ve laktat. Sonuçta AC’ler, böbrek ve kalpde toksisiteye neden olur. Bunlar metabolik asidoza neden olur. Pridoksal fosfat ve tiamin toksik metabolitlerin nontoksik metabolitlere dönüşümünü sağladığından bunların eksikliği toksisiteyi arttırır. Glikolik asit metabolik asidoz yapabilir. Hastaların yaklaşık %50’sinde idrarda oksalat kristalleri görülür. Potansiyel letal doz 2 ml/kg’dır. Klinik: EG zehirlenmesi genellikle 3 farklı klinik fazla kendini gösterir. Toksisitenin şiddeti ve ilerlemesi alınan miktara bağlıdır. Başlangıç fazı alımdan 1-12 saat içerisinde SSS depresyonu ile karakterizedir. Hastaların nefesinde etanol kokusu olmaksızın konuşma bozukluğu ve ataksi görülebilir. Başlangıç fazında halüsinasyon, koma, nöbet ve ölüm görülebilir. Bu santral sinir sistemi bulguları pik glikolaldehit üretimi ile ilişkilidir. Nistagmus ve oftalmopleji gözlenmesine rağmen optik fundus genellikle normaldir. Lomber Ponksiyonda BOS basıncı ve proteini artmıştır ve birkaç PMNL görülebilir. 2. Faz®Kordiyopulmuner faz alımdan 12-24 saat sonra görülür taşikardi HT ve takipne en sık semptomlardır. Ayrıca KKY,ARDS, Kardiyomegali ve dolaşım kollapsi görülür. 3.Faz®Nefrotoksisite alımdan 24-72 saat sonra görülür flank ağrısı ve kostovertebral açı hassasiyeti oligürik renal yetmezlik ve ATN görülür. Anüri olabilir.sağlıkbozulur. Uygun tedavi yapılırsa renal hasar geri döndürülebilir. Nefrotoksi site aldehid metabolitleri ve oksalik asitten kaynaklanır. İdrarın mikroskobik değerlendirilmesinde 1)Dihidrat form 2)Monohidrat form şeklinde Ca oksalat kristalleri görülür. Ca’nın Ca oksalat şeklinde presipite olmasına sekonder hipokalsemi gelişebilir.Hipokalsemide tetani ve QT uzaması oluşabilir. EG intoksikasyonu;1)Nefeste etanol kokusu olmaması 2) Geniş anyon gap met. Asidoz varlığı , 3) Ca oksalat kristalürisi durumlarında düşünülür. Tanı kan seviyesi bakılmasıyla konur. 20mg/dl üzerinde toksisite riski yüksektir. Fatalite aralığı 98-775mg/dl arasında rapor edilmiştir. Ca oksalat kristalürisi şiddetli intoksikasyonu düşündürür. Tedavi: Metanol intoksikasyonunun tedavisine benzer. Hipokalsemi durumunda %10’luk 10ml Ca glukonat IV verilir. Pridoksin veya tiamin IV verilir. Hipomagnazemi durumunda Mg verilir. Şiddetli asidoz sebebi bilinemiyosa laktik asidoz belirlenmelidir. Fomepizol kullanılır. Fomepizolün baş ağrısı ve bulantı gibi yan etkisi vardır. Eğer fomepizol yoksa etanol şüphe duyulan vakalarda hemen verilmelidir. Şiddetli metabolik asidoz,anüri klinik, serum EG düzeyinin 20-25ml/dl üzerinde olması dializ endikasyonlarıdır.
 
www.saglikpasaji.com